Süleyman 的个人资料Eski - site - kapatılmış...照片日志列表更多 ![]() | 帮助 |
|
|
EBEMKUŞAĞI GÖKLEREBEMKUŞAĞI GÖKLER
Geceyken yıldızlar
Dökülmüşken ışıkları
İki gecenin ve iki gündüzün insanlarına
Uykulu gözleri olmayanlar vardı.
Yakın göğün kapılarından,
Gecesi olmayan gökleri gören,
ve kat kat gökkuşakları gibi
parlayan ufuklara
ulaşamayacağını bilen.
Hep derler ya,
sen ne kadar gitsen de
ufukta kalır gökkuşağı,
şansın varsa açılır üstünde ebemkuşağı.
İşte elinde bilgelik asası
kalbinde temiz sevgi, sağ elin havada
selam dersin
ve ayakların halen dünyada.
Süleyman SÖNMEZ 19 Aralık 2006 ENDOKRİN SİSTEMDE AŞKENDOKRİN SİSTEMDE AŞK
Dillerin dili açıldı gözüme
bedenimde söylenen şarkıyı işittim Damla ve damla salgılanan hormonların şarkısını ve şarkıya dokunmuş o tatlı sesini "Salgıla, salgıla..." Organdan organa yayılan o hoş emirleri
O güzel davetleri ve dillerin dilini, programların en güzel programını. İşitiyorum o güzel şarkıyı,
Tıpkı akan sularıyla, atan nabızları tıpkı kükreyen rüzgarları ve ışığa titreyen güzelim rodları ve coneları
Tıpkı senin gibi benim gibi Yaşayan bir muazzam aşkı ve aşkın şarkısını. Dinliyorum doğumdan doğuma geçen dili
İnsanın Dilini.
Süleyman SÖNMEZ 10.12.2005 - Sevgili Eşime Yeni Bir Hayat ya da Pazartesi SendromuYeni Bir Hayat ya da Pazartesi Sendromu
Yeni bir hayat, bu doğduğum şehrin
Dili olmayan taşlarından Hep gri soluklarından Kavgasever kornalarından Ve tek kişilik bedenlerinden Vapurlarda kaybolmuş
O geniş salonlarını kaplayan kibirli sessizlikten Uzaklara, En uzağa gitmek istiyorum Aklı uzlaştırmaya
Gönlü dinlendirmeye "Ekmekten başkasına gerek yok!" demeye High Defination DVD'ye çekilmemiş en gerçek Dünyayı görmeye Ambiant ışığı gözlerimde parlayan yeşile kucak açmaya. Ve çalışmaktan başka,
Dünyası olmayan fani insana Sırtımı dönüp
Gitmek İstiyorum yeni dünyaya Biliyorum ki bir çoğunuz gelmek ister oraya
Üstelik ardıma takılmadan yalnız başına Gevezelik ve sessiz huzurdan kaçılan şehri Tüm kappkaççıları aslında "kalkapçılara" dönüşmüş şehirde
Aslında kapıp kaçtıkları hayatımızn zamanıymış meğer Ve inanın ne bankamatik kartları
Ne övgüleri Değmezmiş. İşte şimdi ellerim kapıda
Sırtımda evcil dünyam Uzun uzun seyrediyorum En derin hayranlık ve saygımla Bakıyorum beni yaratan dünyaya. Gözüm şu ağaçlardan, kolum şu koyunların kuzenlerinden Saçlarım şu mineralden, ve metal şehirden gidiyorum. Çünkü kirli hava hariç
Bulamıyorum içimde ondan birşeyler Hatta bedenimden ayrılanlar bile burada değil artık doğada Böylece cityfobik ellerim temas ederken halen kapıya...
gidiyorum.
Nereye değil
Gidiyorum.
Süleyman SÖNMEZ 13 Kasım 2006 Pazartesi Sendromu ANSIZIN GİTTİ / ŞiirlerimAnsızın Gitti. Her günkü gibi görüyordum onu. Sokak dar ve umutsuzdu yükseldikçe kenarları geceye hasiliniyor hakayboluyordu vardan Bir ben, bir de ıslık çalan bir şakacı rüzgar Ben, tek; ben garip ve anlaşılmaz, Süleyman SÖNMEZ / 22 Ekim 2006 AŞK UĞRUNA!Aşk uğruna
günlerin hesabı tutulmadan önce
Henüz bir damlası bile düşmeden yerküreye
Pırıl pırıl aydınlık ve karanlık
Gökler üstümüzde kat ve kat
Biz vardık.
Ellerin tutuştuğu o gün
Dirilerin Diliyle konuştuk
Sim ve simdi yüzlerimiz,
öyle beyazdı dişlerimiz
ve gök kubbenin kandilleri altında uzundu nefesimiz.
Biz vardık.
Benler yoktu daha.
Hatta Adem baba, Havva ana,
Ne yılan, hatta İblis bile yoktu daha.
Şarkılar vardı,
Ama ne söyleyeni vardı ne dinleyeni
Gölgeler vardı,
Ama daha sahipleri yoktu.
Evrenin ruhu vardı,
Biz vardık.
Bir zerreden zerre
Bir noktadan nokta
Küçükten küçük
büyükten büyük
Boyutların kalbi, tohumu
Biz vardık.
Hem sonsuzduk, hem yoktuk,
Alem-i Kün değil.
Biz vardık.
Her ne olduysa.
O anda,
Şimdi'nin o anında.
Ol ile
Var ile anıldık.
Biz vardık.
Benlerden ve senlerden hem önce hem sonra
Hem de bu anda.
Biz kaldık.
Adımızı bilenlere açtık kapıları,
Kapıyla gelenlerin kapılarını,
Anahtarla gelenlerin anahtarlarını yitirdik
Dalgaları yutan, hiçler yutan o yüce denizde.
Birtekbizvardık.Biz.
Dillendiren Süleyman Sönmez
BOSTANCI'DA MARTILAR / ŞİİRLERİM
Bostancı'da Martılar / Şiirlerim Bugün balıkçıya gittim Bostancı'da hamsi istemişti eşim, güzel bir hava vardı. Sonra balıklar temizlenirken martıları seyretmeye başladım. Rüzgar oyuncuydu sık sık yön değiştiriyordu. Onlar bir askeri bölgeden rehine kurtarmaya çalışan helikopter pilotları gibi, aynı noktada durmaya çalışıyorlardı. Müthiş bir görüntüydü nasipleri olan balıkların üstünde sabitlenmiş rüzgar onları savururken nefes bile almadan konumlarını koruyorlardı. İçlerinden biri aniden balıkçının tentesine indi. Derin içli gözleri vardı martılar diğer kuşlardan büyük olur, ama insana çok yakındırlar. Aslında evcil kuşlarla yabanıllar arasındadırlar gözlerine baktım öyle onurluydu ki. Hayat onu yaratışıyla onurlandırmıştı başı dikti ve müthiş bir sukutla dünyayı gözlüyordu. Hiç kaygısı yoktu büyük ihtimalle karnı doymuştu Ansızın aklıma Martı ustası geldi derin derin aslında sadece bir giriş olduğunu sezdim kitabın kalbime açılanlar yanında şu ana dek öğrendiklerimi döktüğüm hikayelerdi ya yeni öğrendiklerim ya onlar konuşursa ne olacaktı derin bir sızı oturdu içime asla anlatamadan ölebilirdim oysa dünyaya bu öyküyü bırakmak istiyordum tıpkı kendimin bir öykü gibi yaşayıp sona erişi gibi, o martı gibi isimsiz milyonlarca martıdan biri olabilirdim adım Jonathan olmasa da ben de taşta yaşayabilirdim. (Livingstone) .............................. Süleyman Sönmez 29 Eylül 2006 GURBET / ŞiirlerimGURBET Ne zaman duysam bebek bisküvüsüyle badem kokusu Bir bebek döşeğinde gülüşler duyarım Uzanan eller dokunan benler amcalar halalar ve teyzeler Sevgiyle karışan sesler Ne zaman dalgalanışını izlesem denizin Binbir ahenk binbir martı sesinde Dirilmiş nice neferin gürbüz sesini hatırlarım Ne zaman bir taş arasında büyümüş tek bir ot görsem O yalın yeşilde kendimi bulurum Koca bir çiçek tarlasında başka renkte açmış bir gül gibi Ama yalnız ama güzel ama tekil Ne zaman dinlesem pazarcıların bağırışını Ülkemin bağrını dinlediğimi duyarım Evlerinden bir nefesle çıkmış kadınların yüzlerinde Evlerin gurbetini alırım dört duvarın sılasını duyarım Ne zaman ellerim buluşsa Sabah çiyinde ıslanmış Atamın o güzel kıraç heykeliyle Bir okul bahçesinde vatanın geçmişini ararım Bin bir candan akan birliği ararım Gün olur kimseden koparılmayan Birliğin kokusunu duyarım tadını alırım Benle ayrılmış bir denizin sularına ağlarım Her noktaya aynı uzakta Çünkü hiç boşluk kalmamış dünyada Gurbetin yer değil ben olduğuma ağlarım Süleyman Sönmez / 25 Eylül 2006 SU YAPRAĞIN ÜSTÜNDESU YAPRAĞIN ÜSTÜNDE
Dili yaprağın üstünde
Yaprak suyun yolunda
Ve yolun kendisi hayat veren olmuş
Kim durdurabilir suyu?
Su candan cana akacak,
Ekecek enerjiyi
Hem eksilmeden hem her yere konuk olup Bin bir türküsünü anlatarak BİZ'in.
Süleyman SÖNMEZ / 16 Haziran 2006
Fotoğraflar ve şiirler: Süleyman Sönmez. Tüm hakları saklıdır. (c) İzinsiz kopyalanamaz.
BİRLİKBİRLİK ağaçların uçlarında güneş geziyor ve rüzgar nefis bir dille konuşuyor Kulaklarım tanıyor her dili hem çimenin hem kuşun dilini ismim süleyman Dillerin dili nakşolmuş kalbime Selam diyorum Selam Diğer tüm dilleri yutuyor bu söz. 01 Haziran 2006 BİRİNCİ GÜNBİRİNCİ GÜN Bir yansımada bulurum kendimi Ve eğildi bir ruh, Üstünden geçtiğinde Dinledi, Süleyman SÖNMEZ 25/05/2006
Işık Dağlarında Işıktan Kanatlar...Bir sabah kalktığında
Sırtında ufak bir el duyarsın,
Sıcaktır ama can can atar teni,
Gözlerini açtığında ışıktandır dağlar
Göller meyve ağaçlarıyla nakışlıdır,
Gülüşler duyarsın ama latif,
Rüzgar ışıldar ağır ağır,
Akisleriyle doludur nefeslerin
Nefesler ve nefesler akar ağır ağır
O göğün katlarından
Yerin yakın göklerine
Ve uçlarında yerin,
soğuk gecelerinde parlar
O aziz ışıklar.
İyonosfer denilen o yufkasında gök baklavasının
Göğün latif seslerinden damlalar var
Ve ışıktan dağlar
Billurdan bulutlar,
Akıllar sessiz,
Göğüsler atar tek bir lebriz.
Ve ne sen, ne sen sensiz
Mekandır biz
Hayattır biz.
Süleyman SÖNMEZ
12 Mayıs 2006
Resim: Süleyman SÖNMEZ / KANATLI Aşk İtaatler Yakar / ŞİİRLERİMAşk itaatler yakar
Canlar okyanusundaki damla,
Sanma ki iraden var, sanma ki iraden yok
Sanma ki bensin, sanma ki ben değilsin Aklın tekil yönlü, Aklın küçük. Oysa evren çok ama çok büyük,
Bizin dili benin dilinden evla Ve inan itaat değildir benleri biz yapan Nicelerini kavurur bu sevda. İster böcek yap beni ister zümrüd-ü anka
Kendi dilimle dönerim o muhteşem var'a Zamanla ispatlarsın varolduğunu
Oysa zamanda karşına çıkan su da Duvar da Aynı canlar okyanusunda bir damla. Dinle atan kalbi yürek yürek varlığında
Ha şu an yaratılmışsın, ha sonra Dinle Aşkı
Bak ifadeleri tutuşturmakta. Gönül ne kafiye aramakta ne şiir yazmakta. Akmakta olan nice ateşleri suvarmakta.
Süleyman SÖNMEZ / 4 Nisan 2006 KADINKADIN, KADINERKEKKADINKADIN, KADINERKEK
Böylece annemi taşırım, X’imde hatta babamın X’ini de
Bin bir ihtimamla, bin bir sevgiyle.
Adem’in kaburgası deseler de
Sevgiyle, saygımla Dünya Kadınlar Gününüzü kutlarım.
Süleyman SÖNMEZ / 8 Mart 2006
![]() Gel Cihanperver / ŞiirlerimGEL CİHANPERVER / ŞİİRLERİM
Gel...
Gel annenden, babandan gel Gel "doğmamış".
Yüreklerin, o seni bekleyen Sevgilerinden gel. Dünyalar değiştiren,
Arkadaşlarını da al gel.
Bekliyoruz sizi,
Biliyoruz zaman elden ele,
Kalpten kalbe
ve damarlardaki kandan kana
Nakledilen
Bir bayrak yarışıdır.
Dünyanın her bir zerresi
döner durur ya,
Ciğerden, yaprağa, rüzgardan, göle
Aslında an be an, an be an tüm dünya nefes alır, Verir ve alır. Binlerce nefestir aldığımız soluk Binlerce yıllık sevdiklerimizden mirastır ya bize. İşte gel ki soluklarınla
Gökten getirdiğin solukları ver.
Biliyorsun bebekler bu yüzden sevilir.
Bilgini, aşığı ve kalpleri göklere açılmış Nicesini nefeslendiren
O Göklerden nefesli.
Gel.
Bir bebek bedeninde gel. Süleyman SÖNMEZ / 07 Mart 2006 Uçuşan Zerre / ŞiirlerimUÇUŞAN ZERRE / ŞİİRLERİM
Uçuşan zerre Hiçliği göğsünde saklar.
Serler verilir sırlar verilmez derler.
Gözler...
Sırlar gözlerde ve sesler kulaklarda.
aşık,
ve dikensiz bir toprağı var çölün.
Yudum yudum içiriyor eli ensemde
içiriyor,
hakikati gözlerime.
Bin bir pare, bin bir sessizlikten oluşmuş o koca gürültü
Çıkar sesleri adem o gürültüden
Pesten gelen inceyi dinle.
dinle neyin kıvılcımlarını
alev alev yakıyor ya bağırları
Bir hiçliği anlatıyor.
Çepeçevre sarılmış varlıkla
Sanki o varlık ona kılıf olabilirmiş gibi
Ama nasılsa gizlenmiş Ademin gözünden
Ben-i Adem,
Nasıl ki böler geceyi yıldızlar
İşte çöl gecesinde sessizlik var.
Bir başınalık ve taze ateş kokusu
yalız kıvılcımlar ateşten kopup gidiyorlar
ve uçuşan zerre de ... uçuşan zerre de hiçlik var.
Süleyman SÖNMEZ / 13 Şubat 2006 Rahm-i Arz / ŞiirlerimRahm-i Arz
Göğün işleri böyledir işte!
Günden güne, halden hale
Geçer gelir canlar
Ruhtan bedene.
Doğar ceninler
Sağlam ve
korunaklı rahimlerden. Rahimlerde canlar Akıllarda büyür benler
Nefeslerde
Işıktan Prana
Küreler. Gün gelir
kozmik bir bebek
doğar
Dünya rahminden elbette.
Ve doğum sancılarında dünya
Bekleme boşuna sırları Fatima'da
Gönüller işitmekte sormakta.
Titreşen bir rahmin sesleri mi
Surlarda parmaklar dolanmakta mı?
Titreşmekte şarkın göğü ve garbın nefesleri
Alemi mümkün kaybolmakta saklı alemden
Ve sorarlar "Ah o bebek yoksa Adem mi?"
"Doğacak ama nesli Ay mı?"
Süleyman Sönmez / 11-12 Şubat 2006
![]() GÖZLERİMDE GÜNDÜZ GECE / ŞiirlerimGÖZLERİMDE GÜNDÜZ GECE
Gece gündüz doğar batar gözlerimde Andan ana kapanır açılır göz kapaklarım Gözbebeklerimde dünya güneş ve ay. Hep gündüz sanırım. Hep açık sanırım gözlerim.
Oysa nabızlar atar
Melekler sayar Nefeslerimi ve gündüz gecelerini Açılıp kapanırken göz kapaklarımın. Süleyman SÖNMEZ 31 Ocak 2006 Pazartesi / 22:42 Tarsus'ta Portakal / ŞiirlerimTARSUS'TA PORTAKAL
Tarsus'ta
Sulu bir portakal.
İçi dağ kaynaklarıyla beslenmiş
Gök, güneş,
Rüzgarla okşanmış
Bin kez,
Narin elli genç kızlar
Toplamış.
Aldım pazarcının
Malıyla övünen ellerinden
Klorlu suda yıkadım
İnce meyve bıçağıyla soydum
Güzel bir akşamüstü
Parlarken soğuk güneş.
Yedim ve birleştim
Tarsus'un güneşi
İnce dağ suları
Özenli eller, temiz hava,
Narin güzellik
Yaprakların fısıltısı, dostların şarkısı
ve Dünya...
Bir portakalı yutarken dünyada yutuverdi beni.
Süleyman Sönmez / Mayıs 2005 ARGOS / ŞiirlerimARGOS
ARGOS,
Günlerin en kısasını,
Zamanın en uzununu yaşıyor.
Ebediyyen bu gecede çakılı kalacak.
Şimdiyse
Argos'un kıyılarında
Demir yelkenli
Saltanat kayıkları var.
Elbiseleri kızıldan
Mora, gümüşten,
Tenlere dolanan
Binbir şahikaya çeviren güneş var.
Ellerini havaya kaldırdığında
Saydammışcasına
Arkalarını gösteren
Yumuşak bir sis var.
Argos'un dağları gür,
Gülümseyişi gibi genç kızların,
ve dudakları gibi
Taze zirvelerindeki karlar.
Argos'un en kısa gecesi
En uzun zamanı
Hayallerde ve anılarda kalacak zaman.
Peygamberleri uyaran geldi.
Dili dilsiz kılan
Bir gece iniyor ki
Yazık kullara.
Yazık ağlayan geceye.
Ancak gün doğacak,
Keşfinde zamanın
Ve gündüzün teni
Dokunacak
Gecenin zifiri çehresine.
Üstelik sabahta o kadar yakın ki.
Süleyman SÖNMEZ 28 Aralık 2005 - 09 Ocak 2006
Can'a An Düşer / ŞiirlerimCan'a An Düşer
Gün gelir
değişir zaman ,
zaman genişler insana
Sessiz olur.
Can gelir ruhun bedenine
Can'a an düşer.
Gün olur yakan ten
Dar gelir bedenine.
Akla geçmişin gölgeleri düştüğünde
an gelir yanar anın büyüklüğünde
Gün olur
gönlün yer bulur, yer olur
sensizliğine.
Dil olur eller
tenler ve tenin ötesinde
Nice alemdeki bedenler.
Bilinçlerde bekler
Nice senler
Senlerin ötesinde
Elbette vardır bizler
Gün olur
Can'a an düşer.
Bitimsiz bir "Kun" içinde.
Can'a döner dönen evrenler.
Süleyman SÖNMEZ 4 Ocak 2006 / Şiirlerim
|
|
|