Süleyman 的个人资料Eski - site - kapatılmış...照片日志列表更多 工具 帮助

日志


Hücrenin İç Yaşamı / The Inner Life of the Cell

Hücrenin İç Yaşamı
 
İyi de nasıl anlatayım :))
 
Vay vay vay desem. Veya hayatımda böyle bir şey görmedim. Oluyor mu? Çalışmanın büyüklüğünü hissediyor musunuz?
 
Müthiş bir gerçekçilikle hücrenin iç yapısını animasyon yapmışlar. Bu düzeyde bir şey müthiş bir bilgi.
 
 
Videoyu şöyle büyükçe izlemek için
 
Daha büyük ve açıklamalı versiyon (Daha yavaş açılır ama değiyor beklediğinize)

 
 
3D Animasyonu yapanlar XVIVO firması.
 
Siteye hemen girin. En altta animation yazıyor, tıklayın. İşte filmler karşınızda. Hemen başlayan ise The Inner Life of the Cell / Hücrenin iç yaşamı.  En soldaki seçilen menülere göre bir çok video izlenebiliyor.
 
 
Videoyu sadece eğitim amacıyla full olarak izlemek için - Muhteşem kaçırmayın!
(Quicktime formatında indirip saklayabilirsiniz. Preview -  Ön izlemesi 150 Mb)
http://multimedia.mcb.harvard.edu/
http://multimedia.mcb.harvard.edu/Video/Inner_short.mov (Quick time üstünde sağ tıklayıp save as, farklı kaydet demelisiniz)
 
 
Video hakkında teknik bilgi almak için
 
 
Hazırlayanlar :
Harvard Üniversitesi Moleküler ve Hücre Biyolojisi Departmanı
Alain Viel ve Robert A. Lue
Animasyon John Liebler / Xvivo
 
Alınan ödül: Siggraph 2006 Electronic Theater
 
 
Diğer Hücresel Videolar
 
 
Not: Linki yollayan Baki'ye teşekkürler.
 
 
 

Çarpmanın Yeni Yolu

Matematik dil,  her ne kadar evrensel kabul edilse de biz insanlara özgüdür. Ayrıca matematiksel dilin içindeki sayısal evrenlerin de tercihleri yine biz insanlara özgüdür.
 
Mesela tüm toplumlar 10 lu sayı sistemini kullanır çünkü 10 parmağımız vardır. Sayılar 10 ve 10'un katları olan basamaklardan oluşur. Ancak Aztek, Maya gibi kadim uygarlıkların matematiksel anlayışı 20'li sistemi benimser. (Sanırım ayaklarını ayakkabılar içine hapsedip eciz bücüş edip yok saymadıklarından, dolayısıyla ayak parmaklarını da hesaba katmışlardır. Yüksek astronomi ve matematiksel bilgileri ile dünya güneş arası mesafeyi inanılmaz hassas ölçmüşlerdir.)
 
Matematiğe farklı bir bakış dendiğinde elbette garip hesaplama yöntemleri, metotları ve kavrayışları da var.
 
İşte aşağıdaki video sizlere çarpmaya yeni bir yaklaşımı gösteriyor. Düşündürücü ve zekice :)
Not: Baki'ye teşekkürler :)
 
 
 Ekte Maya sayı sistemi var. Dikkat edin bilgisayar notasyonuna ve Çin, Uzakdoğu I-Ching sistemine ne kadar benziyor.

Hinode Güneşi Gözlüyor!

Hinode Japon uydusu güneş gözlemlerinden fotoğraflar yollamaya başladı. Güneş gözlemleri için Japan Aerospace Exploration Agency (JAXA) tarafından uzaya fırlatılan uydunun üzerinde bulunan gözlem araçları şöyle sıralanıyor.  Solar Optical Telescope (SOT), X-Ray Telescope (XRT),  EUV Imaging Spectrometer (EIS).
 
Şu anda tüm gözlem araçları koruyucu kalkanlarını açıp mükemmel şekilde gözleme başladılar.
 
 
 
 
 
Müthiş detaylı Güneş görüntüsü:
 
Merkür transit geçişi:
 
 

Hayvanlar Anne Karnında / Animals in Womb

İnanılmaz güzel. Böyle başlayayım. Hayvanların nasıl geliştikleri daha önce hiç böyle izlenmemişti. İlk kez bu düzeyde çalışıldı.
 
 
adresine girince göreceksiniz ki fil, yunus, köpek yavruları anne karnındayken ultrasonik görüntüleme, bilgisayar desteği ve özel mikroskobik kameralarla görüntülenmiş. Yurtdışında National Geographic Tv kanalında başlayacak bir dizi olacak. İşte fotoğraflar.
 
 

Image Hosted by ImageShack.us

 

An Inconvenient Truth / Uygunsuz Gerçek / Global Isınma Vardır ve Al Gore Bir Sonraki Başkandır.

 


( Yukardaki resmin üstünde sağ tıklayıp duvar kağıdı yapabilirsiniz. Çözünürlüğü yüksek bir resimdir)
Orjinal site : http://www.climatecrisis.net/ 
 
 
"Eğer gezegeninizi seviyorsanız
 Eğer çocuklarınızı seviyorsanız
 Bu filmi izlemelisiniz"
 
sözleriyle başlıyor fragman.
 
Evet sonunda biri iyice el attı olaya. Dünya ısınıyor. Sonumuzu getiriyoruz Küresel Isınma (Global Warming) diye diye çevreciler, Greenpeace ve sizin bizim gibi duyarlı insanlar parçalanırcasına konuşuyordu.
 
Gel gelelim dünyada ortak hareket gerekiyor. İçimizden bazıları havaya gaz salarken - kelimenin gerçek anlamıyla- diğerlerinin bu gazları kısıtlaması, uluslararası piyasalardaki rekabet güçlerinin azalmasına, çevreye zarar vermesin diye filtreleme vb. gibi  sistemler kurmalarına daha yüksek maliyetlerle üretmelerine yol açıyor.
 
 
 
 

Siz Uzay Zamandan Yapıldınız! (You are made of Spacetime!)

İnsanoğlunun en temel sorusu sanırım "Kimim?" ve "Nereden geldim?" Öyle ki bu iki soru tüm dinsel inanışını, politikasını, karakterini hatta arabasında dinlediği müziğe kadar yaşamını etkiliyor.
 
Bilimadamlarının peşine düştüğü en büyük teori de herşeyin teorisi, şu anda farklı nedenlerle açıklanan bu bir çok kuvveti, evren görüşünü tek bir modelle ortaya koymak.
 
Newton'un dünya ölçeğinde halen kullanılmakta olan kanunları, Einstein'in anlaması da anlatması da "Bin Bir Gece Masalları" gibi hem egzotik, hem hem hikayeler ilerledikçe anlaşılan yapısıyla karmaşık olan Genel Görelilik / Özel Görelilik Teorileriyle son buldu.
 
Kısaca rölativite dediğimiz unsurlar, her yeri homojen olan evren modelini yıktı. Basit kütle çekimine dayalı evrensel gökcisim hareketleri, yerlerini uzay-zamanın büküldüğü, esnediği, katlandığı, uzayarak karadeliklere çöktüğü hallere bıraktı.
 
YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ

MIT SKETCHING / Temel Fizik Kanunları, El Çizimiyle Bilgisayarda.

MIT sketching / Temel Fizik Kanunları El Çizimiyle Bilgisayarda.

Lütfen önce videoyu izleyin.

MIT sketching

http://www.youtube.com/watch?v=NZNTgglPbUA

Bu buluşun değeri şudur. Dünyanın temel fizik kuralları; temelde Newton kanunları diye anılan kanunlara ek olarak sürtünme, termodinamik vs. eklenerek anlaşılır. Şu anda bir yapay zeka tarafından algılanıyor. Bu mucize bir olay. Olayın iki yönü var. El Çizimlerini tanımlama ve çizilen grafiklerin fizik modellerini kurma, yerçekimi, ivme, esneme vs etkileri hesaplama.

Oyunlarda 3 boyutlu olarak nesnelerin etkileşimini sağlayan Oyun Motorları gerçek dünya simülatörleridir. Bir oyun motoru oyun yapımcılara dünya paralara satılır. Çok ciddi bilimsel araştırmalarla geliştirilir çünkü.

Profesör Randall DavisGelelim bu olaya, MIT'de yapılan bu çalışmanın yürütücüsü,
Profesör Randall Davis, kişisel web sayfaları:

 
http://eecsfacweb.mit.edu/facpages/davis.html 
http://people.csail.mit.edu/davis/davis.htm

 

 

YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ 
http://www.gunesintamicinde.com/mit-sketching-temel-fizik-kanunlari-el-cizimiyle-bilgisayarda/

3 Boyutlu Beyin ve Bölgeleri

Eğer sizde beynin yapısını merak ediyor, görmek istiyorsanız aşağıdaki linki tıklamanız yeterli. Ayrıca biraz İngilizce ile hangi bölümün ne iş yaptığını da öğrenebilirsiniz. Çok güzel ve görsel bir site. (Siteye girince önce plugin yüklemek isterse izin verin. Bir web standardı olan
Shockwave Player yüklenecek. Bilmeyenler için web adreslerini yazdığımız satırın altındaki sarı çubuğu tıklıyor ve yükleme izni veriyoruz.)
 

"Bi-Stabil" Görüntüler ve Beyinde Çoklu Gerçeklik, Kanizsa Küpü

Image Hosted by ImageShack.us

"Bilirsiniz. Kağıda bir kare çizdikten sonra ortasından köşesi başlayan bir kare daha çizersiniz. Köşeleri birleştirince elinize bir küp geçer. Bu küp aslında sizin de birazdan fark edeceğiniz gibi müthiş bir anahtar. Kanizsa Küpü"
 
Bir küp resmine uzun uzun bakarsanız onu bir kaç açıdan görmeye başlarsınız. Bir içeri doğru bir dışarı doğru bu iki bakış açısı sürekli yer değiştirir. Hangisine odaklanırsanız o sizin için netleşir.
 
NewScientist (26 Kasım 2005 sayfa 52) bu ilginç probleme  farklı bir yaklaşım sergilemiş. University College London'dan Semir Zeki ve Goethe Universitesi'nden Andreas Kleinschmidt yaptıkları çalışmalarda MRI taraması ile işte bu resme bakan gönüllülerin beyinlerini taramışlar.
 
Sonuç çok şaşırtıcı. Bizim içe ya da dışa doğru küpler gördüğümüz o değişim anında beynin farklı bölgeleri aktivite oluyormuş. Yani her bakış açısı için farklı bir alanda aktivite görülmüş. Beyin nöron kümeleri arasında ileri ve geri kayma.
 
Bu şaşırtıcı tespit bir yandan Quantum fiziğinde "qubit" diye tarif edilen aynı anda hem 0 hem 1 diyebileceğimiz belirsizlik konumundaki temel parçacıkları andırsa da aynı anda olmaması nedeniyle farklı. Daha çok bir gözümüze bir ev, diğerine bisiklet resmi konsa beynin iki görüntü arasında sürekli gidip gelmesi gibi.
 
Beyin araştırmacıları şunu soruyor: "Neden iki farklı görüntüyü aynı anda algılamıyoruz? Ayrıca algılarla dış dünya modelini nasıl oluyor da beyinde oluşturuyoruz. Küp örneğinde olduğu gibi bir sabit görüntüyü neden iki farklı görüyoruz? Daha önemlisi hayatımız boyunca iki hali de doğru olan kuramlardan birini tercih edip tek doğrumuz olarak mı yaşıyoruz?" Sonuçta denekler en başta tek yönlü görüyorlar kübü. Bakma süresi uzayınca diğer küp beliriyor ve iki bakış arasında gidip geliniyor. "Beyin belirsizlik Bi-stabil durumlar karşısında döngüye mi giriyor?" "Beynin iki bölgesi arasındaki savaş nevrotik bir çatışmaya ve kaosa, döngüye mi yol açıyor? Bu nedenle mi tekil görüntü seçiliyor?"
 
Fakat uzmanların bu deneyden çıkardıkları çok çok ilginç bir vargı: "Beyin bir anlamlandırma makinesidir" Dışarıdan aldığı her çeşit veriyi anlamlı bir soyut kavrama dönüştürüyor. Neden mi? Eğer olduğu gibi aktaran ve algılayan bir cihaz olsaydı :) Biz sayfada birbirini kesen çizgiler görürdük, içeri doğru veya dışarı doğru çıkan küpler değil.
 
 

Suyu Yeraltında Depolamak

Su azalıyor. Dünyanın büyük çoğunluğu su. Azalan su nedir öyleyse? Nitelikli içme suyu. Neden sadece içme suyu değil de nitelikli içme suyu? Su temel olarak sadece H2O bileşiği değildir. Yeryüzünde yol aldığında polar yapısı nedeniyle başka moleküllleri de kendi içine alır. Bulunduğu yörenin mineralleri sertliğini, kokusunu, kirecini ve çeşitli özelliklerini biçimlendirir. Bir çok uzman sadece bileşiklerin değil suyun taşıdığı elektriksel yükün hatta bir şelaleden dökülen suyla şişede bekleyen aynı suyun bile farklı olduğunu düşünüyor. Kimileri sıcaklığının bile önemli olduğunu söylüyor. Dolayısıyla şişe içinde bile satılan nitelikli suların çeşitli zararlı bileşikleri içerdiği dedikoduları kulaktan kulağa yayılırken, dev dünya firmaları içecek pazarını bırakıp suya yöneliyorsa nitelikli suyun önemi anlaşılır.
 
Biz ne yapıyoruz? Yıllardır "Suyumuz bol" diyoruz ama kendimizde inanmıyoruz buna. Deliler gibi baraj yapıyoruz - Hasankeyf'te bile - Gelecekte bir su savaşı yaşanmasın diye komşularla ilişkileri dikkatli yürütüyoruz. Şehir şebekelerindeki su taşıyıcı tüm ekipmaları yeniliyoruz.
 
Ancak bu çareler yetmiyor. Uydu fotoğrafları ürkütücü. Göller ve çayırlık alanlar doğal su kaynakları ya kirletiliyor ya yanlış kullanılıyor. En kötüsü bir zamanlar nehir olan yerler kuruyor. Elimizdeki su ise büyük şehirlerde benzin gibi akaryakıt dağıtım ağları gibi giderek fiyatlanarak satılıyor. Olan biten sadece bu kadar da değil. Maalesef kuyu suları büyük firmaların lisansları ile suni olarak zenginleştirilip içme suyu adıyla satılıyor. Üstelik bir çok bölgede başka su satılması neredeyse imkansız.
 
20 yıl sonra ne olacak? Hatta 10 yıl sonra. Kendinize sorun.  Hızla çoğalan nüfus, azalan su kaynakları. Şimdi size alabildiğine saçma bir şey önereceğim. Tüm yeraltı su kaynaklarının kullanımı kanunla yasaklanmalı. (Elbette bahçesinde kuyu kazanı kastetmiyorum)
 
Yeraltında sızdırmaz, kirlenmez olağanüstü temiz tutan ortamlarda kış ve ilkbahar boyunca sürekli su depolanmalı. Dev depolar olmalı bunlar. Eğer zaten varsa yeraltı mağaralarından yararlanılmalı. Ve yerleri devlet sırrı gibi saklanmalı girişleri mühürlenmeli.
 
Gün gelir bunun gereği gelmez umarım ancak gelirse işler çok zor olacaktır.
 
Diğer tedbirler ise havadaki su buharını toplayan cihazlar (Bu konudan daha önce bahsetmiştim lütfen okumak için tıklayınız)
 
Bir başka araştırma yapılması gereken konu ise deniz suyunun en ucuza arıtılması ve Ege, Akdeniz Karadeniz Marmara kıyılarından petrol boru hatları gibi Anadolu'ya ulaşan su bağlantılarının yapılması.
 
Ayrıca su kaynaklarının hiç bir dış ülkeye / şirkete 100 yıllığına kiralanmaması, satılmaması, su şirketlerinin %51 hisselerinin Türk olmasının korunması.
 
Her zaman olduğu gibi zamanından çok erken yazıyorum biliyorum. TEMA gibi bir çok kuruluşun yaptığı da bu. Olmadan engellemek. 1980'lerde anlatmaktan ve insanları uyarmaktan çekinmediğim OZON deliğini artık bilmeyen yok. DEV SU DEPOLARINI ise sabırla anlatmaya başladım.
 
Umarım gerekmez. Ancak küresel ısınma bilimsel bir haykırış gibi tüm dünyayı sarıyor...

Elektrik Akımı İle İyileşme ve Ötesi

NTVMSNBC sitesinde gördüğüm bir bilimsel haber düşünmeme yol açtı. İyileşme sürecinde hücrelerin beden üzerindeki elektriksel alanı kesilen yeri, yani yaralı bölgeyi onarma için çabalamasını ve yüzeyi oluşturan alanda kesintisiz olması gereken elektriksel alanı anlatıyordu. http://www.ntvmsnbc.com/news/380854.asp
 
Yıllar önce hurafe gözüyle bakılan bir çok şey bilimsel kaynaklı yabancı dergilerde yayınlanıyor. Biyolojiye, et, kemik gözüyle bakan dünya, enerjinin sadece karbon temelli akıllı molekül dizilimi olmadığını keşfediyor. Zeka, daha üst düzeyli bir organizasyonla enerjinin bir çok katmanıyla oluşuyor. Beden zeki bir organizmadır. Elektrik ise beden dilinin enstrümanlarından sadece biri. Mesela bir orkestradaki klarnet ya da obua gibi. Oysa daha keşfedilmeyen başka katmanlar var. Nereden biliyoruz? Binlerce yıllık Sanskritçe yazılmış eski Hindistan yazıtları, Tibet, Mısır, Çin ve Anadolu uygarlıklarının şifacılık uygulamaları...
 
Gün gelecek insan bedeninin üzerinde yer alan elektrik akışının yarattığı bu alandan binlerce manyetik nehrin aktığını göreceğiz. Bu manyetik nehirlerin akapunktur, shiatsu gibi ezoterik bilimlerle saptanmış bir çok ana anahtar enerji girişleri olduğunu, insanda mini güneşler, karadelikler olduğunu farkedeceğiz. Ancak bu söylediklerim birçokları için gülünç gelecek biliyorum. Bir karadeliğin tüm vücudu yutacağını hatta dünyayı yutacağını söyleyecekler biliyorum. Çünkü ellerindeki kozmik fizik bilgisi şu anda bu kadar.
 
İnsan bedeninin sağlığında suyun ve zihinsel temizliğin yarattığı enteresan akış değişikliklerini görecekler. Aura üzerindeki görsel yolla bile farkedilen alan değişikliklerinin hücrelere etkisini görecekler. Kirlian fotoğraflama belki doktorlar için standart tanı metodu olacak.
 
Söylediğim gibi elektrik bildiğimiz enerji türleri içinde sadece biri. Tüm enerji türlerini elektriğe çevirerek güç elde ediyoruz. Elektromotorlar, kondansatörler, dirençler vs. tümü elektrik prensibi üzerine kurulu. Bir daha söylüyorum evrendeki tek enerji türü elektrik değil. Bunu farkettiğimizde insandaki muazzam enerjiyi de kavrayacağız. İyileşme ise sadece ufak bir alt başlığı olacak.

Akıllı Robot Süpürge / Roomba

Akıllı süpürge devri başladı. Robotlar evimizde. Alıyorsunuz oyuncağı evinizi süpürüyor dolaşıyor. Yönünü buluyor. Ayağınıza takılmıyor. Nefis bir şey en yararlı alet kategorisinde birinci olmuş.
 
 
Bir inceleyin derim :)
Not: Nedir bu olay anlamıyorum anlıyorum da içime sindiremiyorum. Cihaz yurtdışında 200 dolar hatta ikinci elleri 60 dolar bizde 700 YTL . Gel de anla.
 
 
http://stevenf.com/mt/2005/06/sophie_vs_roomb.php  (Roomba ve köpek komedi video. Quicktime formatında)

Zamanla Oynamak

Zamanı algı düzlemimizin en hassas algılayışına göre algılıyoruz. Ancak bazen küçük kuşların ağaçların arasından geçerken o korkunç hızda nasıl görüp nasıl karar verdiklerini hayretle izlemişimdir.
 
Düşünüyorum da, zaman algıları farklı olabilir mi? Bizim bir göz açıp kapayışımızda onlar daha çok şey görüyor anlıyor yaşıyor olabilirler mi?
 
İşte, bu "zaman oyunları"nı görmeye davet ediyorum sizi.
 
 

Rama, Arthur C. Clarke ve Organik Teknoloji

Plastik yerine mısır bitkisi bazlı bir maddeden üretilen yeni plastikleri kullanmaya başladık. İngiltere'de başlayan uygulama tüm dünyaya az bir zamanda yayılacaktır. http://www.ntvmsnbc.com/news/374881.asp (Karadenizlilere müjde, misur ekmeğinden sonra misur plastik geldu uşaklar:) 
 
Büyütmek için tıklayınızBu haberi düşünürken yıllar önce müthiş bir şaşkınlıkla okuduğum RAMA adlı bilim kurgu kitap serisi geldi. Sir Arthur C. Clarke tarafından yazılmış seri 4 kitaptan oluşuyordu. 


Türünün nadir örneklerinden son derece tutarlı, uçuk kaçık öğesi olmayan ve dünya insanının mutlaka okuması gereken bir kitaptır. 


Daha sonra bilgisayar oyunu olarak da enfes bulmacaları ve ortamı ile unutulmazlara girmişti. Hatta ek bölümlerinde yazarla bir sohbet bile vardı.

 

 
"Güneş sistemine silindir şeklinde bir nesne girer, devasa bir uydudur bu. Süreç böylece başlar . Onu ziyaret eden bilim adamları ve içindeki kapalı ekosistem.
Silindir Dünya - RAMA"

 


Bu kitabın üstümde en çok etki bırakan bölümleri organik teknolojiydi. Özellikle elektrik üretmek için dev havuzlarda elektrikli canlıların doğal ortamlarında bedenlerinden yararlanılması ve her çeşit genetik olarak tasarlanmış özel canlı. Mesela taşımacılık için koltuk gibi oturma yerleri olan hayvanlar.

Bu canlılara biots (semi-organic cyborgs) diyorlar.

Büyütmek için tıklayınız
 
* Resmin üstünde tıklayarak büyütebilirsiniz. Yukarıdaki resim NASA'ya aittir. Kaynak belirtilerek kullanılabilir. NASA copyright hakları için lütfen tıklayınız.

 

Gün gelecek insan organik teknolojiye geçecek mi? Artık makineler değil her iş için bir genetik tür üretecek mi? 1980'li ve 90'lı yıllarda Pentagon'un maymun - insan karışımı emre itaat eden aşırı güçlü ve dayanıklı, çevik, korkusuz bir tür asker üzerinde çalıştığı konuşulmuştu. Yoğun Vatikan baskısı ile projenin rafa kaldırıldığı söylendi. Belki de bir psikolojik savaş unsuruydu. 
 
Yine geçenlerde teknoloji haberlerinde ünlü bir fantazinin gerçeğe adım adım yaklaştığını okuduk. Casus böcekler. Önceleri böcek benzeri robotlar tasarlandı. Üzerlerindeki alıcılarla kolay fark edilmeyecek şekilde casusluk yapmaları istendi. Sonra görüldü ki daha ileri bir teknoloji var: DOĞA!
 
Böcek, sinek gibi canlıların hareketlerini kontrol etmek için sinir sistemlerine etki edebilecek çipler geliştirildi. Bir sürü korkunç deney, beyni çıkarılmış balıkları kontrol edip yüzdüren sistemler vs vs.
 
Evet bir adım daha attılar. Henüz larva iken böcek, sinek gibi o canlı türlerinin içine çipleri yerleştiriyorlar. Canlı büyürken içinde kalan bu sistem büyük filoların oluşmasına olanak veriyor. Gerçek bir böcek gibi görünüyor ama aslında bir cyborg.
 
Maliyetler aşağı indiğinde olabilecekleri düşünün. Böcek istilaları, gizli odalara giren casus hayvanlar, birleşik işlemci gücüyle yapay zeka olarak hareket eden akıllı ordular. Tepe arkasına gönderilip koordinat tespiti yapan uçucular. Bir insanı direkt hedef alıp ölümünü arı sokması gibi doğal nedenlere dayandırmalar, suikast böcekleri. Ulaşılması zor yerlerdeki elektrik kablolarını yiyerek doğru zamanda sabotaj yapan böcekler.
 
Bütün bu senaryoda gözümüzden kaçan dünyamızın aslında dev bir RAMA olduğu. Ekosistemin her canlısının bir görevi olduğu, öylesine muhteşem bir sistem var ki bunu klasik bakışlarla kolaycı bir evrim ya da kolaycı bir din düşüncesiyle geçemeyiz. Her ikisini çok iyi okuyan ve önyargısız gözlerle bakan insanlar olmalıyız ki büyük tabloyu algılayalım. Görünen o ki çok büyük bir canlının insanlık olarak bir organıyız ve her birimiz hücreler gibi bir bütün içindeyiz.
 
Bu anlayış yerleştikçe, insan için en ağır suçlardan biri olan "saygıya layık canlara zarar verme" ve anlamadığı sistemi çomak sokarak karıştırma hatasını yapmayız. Unutmayın çipli arılar bir gün kendi sahiplerini de sokabilir.
 
 
 
 
Kaynakça:

RAMA Kitap satın almak için
http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=LS5B9UCTHB7B4WXH3EE0

http://www.amazon.com/gp/product/0553287893/002-0934706-2200005?v=glance&n=283155 

RAMA Bilgisayar Oyunu
 http://en.wikipedia.org/wiki/RAMA

Rama Hakkında
http://en.wikipedia.org/wiki/Rendezvous_with_Rama

Temsili Rama Resmi
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/9/94/Spacecolony3edit.jpeg


Arthur C. Clarke 
http://www.arthurcclarke.net/
http://en.wikipedia.org/wiki/Arthur_Clarke 

 

 

Enerji Yağıyor, Esiyor, Nükleere Gerek Var mı?

Daha önce de Nükleer enerji hakkında detaylı bir yazı yazmıştım. Okumak için lütfen tıklayınız.
 
Ancak web'de süper ürünler görünce ağlayasım geliyor. Avucunuza sığan minik çelik bir çanak antenin ucunda bile alev yakılabiliyor, ya da yemek pişirmek için bir tencereyi ısıtıyor. Düşünün güneş enerjisinin gücünü. Üstelik Türkiye yaz kış güneş alan en kapalı havada bile yeterince güneş alan verimli bir ülke.
 
Ya rüzgara ne demeli? Püfür püfür her yer.
 
Üstelik artık güneş enerjisini takip eden mekanik sistemler de var. Ya da bir cam filmi gibi yüzeyler kaplanıp enerji elde edilebiliyor. Bizdeyse sadece su ısıtıyoruz ve o da Akdeniz ve Ege sahillerinde...
 
Ürünlere bakın fiyatlarına bakın ve elinizi vicdanınıza koyup sorun Güneşten enerji yağarken,rüzgar eserken kükrerken, dalga enerjisinde şamandıra şeklinde üreteçlerle ufak bir sahil şeridi kullanılarak tüm şehrin elektriği sağlanabilirken nükleere gerek var mı?
 
Bakın yabancı ordular, kurtarma ekipleri pratik bir şekilde güneş enerjisini çadırlarında bile kullanmaya başlamış. Lütfen hızla uyanalım. Enerjiye harcanan para çok ama çok büyük.
 
 
Not: Konuları araştırırken oldukça faydalandığım www.yenibu.com sitesini de tavsiye ediyorum.
 

Bilim ve Teknik 39 Yılı Tek DVD'de veriyor.

Kendimi bildim bileli okurum ve bir çok şey öğrendim. Tübitak Bilim ve Teknik uygun fiyatıyla toplumu bilgilendirme işini azimle sürdüren bir kurum. Son 15 yıldır her ay okumaya çalışıyorum. Ama en büyük sorun bilgiye erişmekti. Aradığınız bir bilgi nerede hangi sayıdaydı. Hatırlıyorum vardı ama nerede? :)
 
Sonraları Google ile tararken Tübitak sitesinden bulabildiğimi farketmiştim. Yıllar oluyor tabii.. Sonraları başka metotlarda buldum ama boşverin :))))
 
Şimdi ise beklediğimiz o an geldi. Son vuruş ve paraşütle atlayış, çalışmalarını tamamlamışlar tüm o 39 yıllık yüzlerce dergiyi (39 x 12 ay = 468 sayı) tek bir DVD içine yerleştrimişler.
 
Bilmem gözünüzde çalışmanın büyüklüğü ve anlamı canlandı mı? Yıllar önce bilime bakış. Tutunamamış türlü varsayımlar. Şu an bilmediğimiz ama ülkemize ait bir çok araştırma ve koca bir kütüphane dolusu dergi elinizin altında istediğinizi aratın bulun.
 
Kimlerin işine yarar? Herkesin. İnsan olarak yaşayan herkesin. Bizse öğrencilere, öğretmenlere biçmişiz öğrenme işini.
 
İpimizi serip unumuzu kuruttuğumuz için olsa gerek, zamanımızda olmadığından (maçta adam dövmemiz lazım, dizi filmimiz izlememiz lazım, hipnotize gözlerle alışveriş merkezlerinde dönüp durmamız lazım, web de boş boş chat yapmamız lazım vb. :)
 
Evet haydi yerinizden kalkın Haziran ayında Tübitak Bilim ve Teknik derginizi şimdiden ayırtın. Hatta 3,5 YTL'lik bu bedava dergiden iki tane alın ki DVD'niz bozulursa yedeğiniz olsun ya da bir sevdiğinize hediye edebilin.
 
Bilim ve Teknik Dergisi Resmi Web Sitesi
http://www.biltek.tubitak.gov.tr/
 

 


 

www.gunesintamicinde.com 'a taşındık :)

Klein Şişesi ve Topoloji / Klein Bottle

Sevgili okurlarım, bu konuda üniversitede eğitim almadım ama bol bol okuyorum ve konu çok çok ilginç.  Ben de sizinle paylaşmak istedim.
 
Yüzeyler ve boyutlar sözkonusu olduğunda hele hele uzayın şekil alması, insan kafası taş kesiliyor. Bir türlü kafamızda canlandıramıyoruz. Bakıyor bilimadamları işler karışıyor, "Efendim bu şekil böyledir ama yapılması bizim boyutta imkansızdır, işte en yakın benzeri 3 boyutla (yükseklik, genişlik ve en) bu kadar oluyor" diyorlar."
 
Klein şişesi son derece cesur duruyor karşımızda ve gözlerimiz sabırla üzerinde geziyor. Hatlar müthiş kıvrımlı ve kadınsı(!) ama muamma son derece sert bir matematiğe dayalı. Önce şekle bir bakalım. Unutmayın aslında bu o şekil değil ona en yakın üretebildiğimiz bizim boyuttaki gölgesi diyelim. Yani "Anladım" demeyin, anlayan yok :)
 
YAZININ DEVAMI İÇİN LÜTFEN TIKLAYINIZ >

Asus'tan Geleceğin Modüler PC'si

Düşünün bir PC'niz var tüm komponentleri birer ince kutu bunları uzun bir kutu üstüne koyuyorsunuz tamam işte bilgisayar.
 
İyice uçtuk sanmayın. Olayın özü şöyle; kablosuz bağlantı ile bilgi iletimini parça bazlı yapmayı düşünen ASUS böyle bir PC konsepti tasarlıyor. Markus Wierzoch henüz prototip yok diyor ama yakında olabilir.
 
Gerçekten de bir ürünün oluşturulmasında çok garip bir yöntem. Harddisk kutusu ile RAM kutusu ve ses kartı kutusunu ana kart kutusunun üstüne koy ekranda kablosuz olsun, klavye mouse zaten kablosuz iletişim kurabiliyor. Oh ne güzel.
 
Gücü de üstüne kondukları kutudan alacaklar. Ürünü güncellemekte tabii çok kolay olacak...
Bence çok zarif ve "cool" bir çözüm. Sanırım bundan daha öte modifiye bilgisayar kasası duymadık :)
 
 
Fikri iyice eleştirenlerin ve 80lerde aslında bulunmuş olduğunu ve fiberle, bakır telle elde edilen hızla kablosuz bağlantı hızını kıyaslamanın saçmalık olduğunu haklı olarak düşünenler de var.
 
 

Diş Fırçası Ama Hangisi

Biliyor musunuz bilmem ama Etna yanardağı zamanında patladığında bir kenti olduğu gibi lav ve kül altında gömmüş. Öylesine hızlı gerçekleşen bir olmuş ki bu insanların bazıları yerlerinden bile kıpırdayamamış. National Geographics belgesel CD'lerinden birinde enteresan bir anlatım vardı.
 
Bir kadın ve çocuk cesedi var. Kemikleri inceleyerek kadının alt sınıftan bir bakıcı olduğunu anlıyorlar. Bazı kemiklerin eklem yerlerinin çok aşınmasından yola çıkarak evde çok çalıştığını bebeğin iyi beslendiğini farketmişler. Enteresan bulgu ise dişlerinde hiç çürük olmaması. Bulunan çene kemiklerinin bir çoğu böyle.
 
Bu geçen yüzyılla birlikte diş sağlığı daha kritik noktaya geldi. 20'lik dişlerimiz artık eski önemini yitirdi. ( Öyle mi acaba :) Genetik bilimi az zaman sonra 20'lik dişlerimizdeki kök hücrelerle yeni dişler üretip diş kayıplarını telafi edeceğimizi müjdeliyor)
 
Dişleri düzenli fırçalamanın önemini Türk toplumuna kazandırmak için TV programları, bilgilendirici reklam ve tanıtım kuşakları yapıldı. Böylece diş fırçalamayı öğrendik mi? Ben tam öğrenemediğimi bir dişimi kaybettiğimde öğrendim. Saygıdeğer diş hekimim Adil Bey meraklı hastasının tüm sorularına sabırla cevap vererek "tek yönlü diş fırçaladığımı" açıkladı.
 
Böylece çok açılı diş fırçaları devri başladı. Tüyleri özel, efendim ağzın en arka dişlerine bile ulaşabilen özel tasarımlar. Fakat gün içinde çay ve kahve tüketimim fazla, böylece istediğim beyazlığı yakalayamadığımı üzülerek gördüm.
 
Yine diş hekimi tavsiyesiyle piyasadaki fiyatı cep yakmayan başlığı değiştirilebilen, Oral-B, Colgate gibi markaların motorlu dönüşü olan diş fırçalarını denedim. Gördüğüm kadarıyla çok pratikler. "Niye bu kadar bekledin biz zaten biliyorduk" diyorsanız kaygım dişin mine tabakasını çizmeleriydi.
 
Komik anekdotlar: Fırçaya macunu sürüp çalıştırmayın her yerinize sıçratarak dönmeye başlar. Normal fırça gibi dişleri bir iki kez fırçalayın ve motoru çalıştırın.
 
Diğer bir konu tüylerin sertlik derecesi ve fırça boyutu. Ağzınızın ve diş etlerinizin hassaslığına bağlı olarak medium gibi orta sertlikteki fırça çoğu kişiye uyuyor.
 
Ayrıca koruyucu kapağı olması iyi olur. Fırçanın başlığı eskiyince yenisini alıyorsunuz başlık çıkartma aparatı ile çıkarıyorsunuz.
 
Not: İtiraf edeyim fazlasıyla detaylı anlattım ama çok eğlendim.
 
http://www.tdb.org.tr/cm/yon/say_ist.php?pid=36 Diş Hekimleri Birliği Resmi Sitesi

Hangi Pil Daha Uzun Ömürlü?

Şimdi öncelikle söyleyeyim şu markadır diyemeyeceğim. Çünkü hafta bazında değişebiliyor. Neden mi? Çok çok çok önceleri ben de  herkes gibi sağda solda satılan ucuz pillerden alıyordum. Öğrendim ki içerikleri çevreye zararlı, civa gibi pek çok şey içeriyor. Suyu, toprağı ciddi anlamda kirletiyorlar.
 
Ucuz görünmelerine karşı akma, sızdırma yaptıklarında cihazının bozulmasına yol açabiliyorlar. Böylece tanınmış markalara yöneldim. Bir baktım her elektronik cihaz Duracell'le geliyor. :))
 
Bir süre onları kullandım. Sonra yine öğrendim ki dijital cihazlar için anlık çekilen akım nedeniyle piller birden bitiyor mesela flashlı foto çekimi yapınca. Böylece daha özel pillere geçtim.
 
Kadıköy'de gezerken bilgisayar dergilerinde rastladığım GP pilleri gördüm. Gerçekten bir sürü pil almak yerine doldurulan piller almak daha mantıklı ve karlı olacaktı. Böylece pillerimi doldurmaya başladım.
 
Sonra Sony fotoğraf makinem için gelen Sony pilleri hayretle kullandım. Öyle uzun süre dayanıyorlar ki şaşmamak elde değil.
 
Galiba GP ya da Sony almalı derken bu hafta SONY 2300 mAh lik pilleri aldım. Bunlar muhteşem. Kart dolusu resim çektim, pil göstergesinde azalma bile olmadı halen full. Ancak GP'yi kötülemiyorum aksine onlarda piyasanın en iyileri.
 
Önümüzdeki yıllarda 5-6 sn'de şarj edilen, günlerce dayanan piller yolda. Bekleyelim.
 
Not: Bir türlü anlamadığım bir şey var. Neden halen pillerimizi o cihazın üzerine yapıştırılabilecek güneş enerjisi hücreleri şarj etmiyor? Hasret kaldım bu olaya. Halbuki güneş enerjili hesap makineleri yıllardır piyasada.
 
Kaynakça: