Süleyman's profileEski - site - kapatılmış...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Google Yeni Bir Şeyler Deniyor :)

    Boynuz kulağı geçer derler ya. Ne mutlu bana ki yetiştirdiğim öğrenciler bana gündemden kaçırdıklarımı getiriyor. Bu haber Yiğit'ten http://www.downloadsquad.com/2006/03/24/try-out-googles-new-interface/ adresinde okuduğu makale daha sonra bildirgeç sitesinde de yayınlanıyor. Olay ufak tefek yenilikleri ortaya çıkarıyor.
    www.google.com adresine girince sağ altta İngilizce Google göreceksiniz. Oraya girin, herhangi bir şey aratın. Sonra arama kutusuna değil, en üstteki adres çubuğuna aşağıdaki kodu yapıştırıp Enter'e basın.
     
     
     
    Solda bir şeylerin eklendiğini göreceksiniz. Deneyin düşünün :)
     
     
     
    Kaynakça:
     

    Dünya Saatleri

    http://www.worldtimeserver.com/current_time_in_TR.aspx sitesine girdiğinizde server üzerindeki ülkeerin ve şehirlerin saatlerini görebiliyorsunuz.
     
    http://www.worldtimezone.com/ diğer bir site de bu. Başka ülkelerde saat kaç diye aramanız için harika.
     
     
    http://www.timeticker.com/ Çok eğlenceli bir Flash animasyonla saat kuşakları.
     

    Balinaların Sesleri

    Balina ve yunusların sesleri. Dünyayı dinleyin.
    http://www.whalesounds.com/home/index.html


    Büyük buluşlar

    Büyük buluşların İngilizce anlatıldığı fotoğraflı güzel bir site

    Beyin Kontrollü Bilgisayar

    Ekteki sayfada yeni teknolojilerle kullanıcıların düşünerek yönettiği bilgisayarlar var. Bence korkunç :)
     
     

    Karatavuk ve Zeytin / Bilim ve Teknik Dergisi'nden

    Gün geçmiyor ki tavuk ve kanatlılar yokedilmesin. Büyük bir katliam yapıyoruz. İnsan hayatının kutsiyetini tartışmıyorum. Ancak hayvan hayatının kutsiyetini tartışıyorum. İnsan her canlıdan sorumlu olacak kadar güçlü hale geldi. Yok olan her canlıdan. Aşağıdaki yazı Tübitak Bilim Teknik Ocak 2006 sayısına ait. Etkilenerek okudum. Şu tavuğun gözlerine bakın lütfen :)

    Yazının tüm hakları Bilim ve Teknik Dergisi ile yazar Cenk Durmuşkahya'ya aittir.
     

     
    KARATAVUK VE ZEYTİN
     
    Ocak ayı meyve bakımından fakir bir aydır. Bu ayda ilkbahar ve yaz mevsimlerinde olduğu gibi bol ve çeşitli meyveler bulamayız. Baharda yediğimiz çağlalar, çilekler, erikler, kayısılar, kirazlar yazın yerini kavun, karpuz, şeftali, incir gibi meyvelere bırakır. Sonbahardaysa tüm bu meyvelerin yerini nar ve ayva alır. Kış aylarına gelince ise elma, portakal ve mandalina sofralarımızı süsler. Hepimiz kış aylarının soğuk olduğu için meyvelerin azaldığını biliriz. Ama bizim İçin çok önemli olan bazı meyveler kışın olgunlaşır. İşte bu kış meyvelerinin belki de en önemlisi zeytindir.

    İçinizde bir çoğunuz burada zeytine meyve dediğimiz için şaşırmış olabilir. Zeytin bilimsel olarak sınıflandırdığında zeytin ağacının bize sunduğu bir meyve olarak kabul ediliyor. Ancak, büyük bir çoğunlukla onu meyve olarak isimlendirmeyiz. Bu da onun hayatımızda ne kadar büyük bir yer tuttuğunu gösteriyor. Tarihçi Herodot da zeytinden bahsederken "kara altın", zeytinyağındansa "sıvı altın" benzetmelerini kullanıyor. Çünkü zeytin ve zeytinyağı eski uygarlıkların kullandığı en Önemli besinlerden biriydi.
    Eski Yunan mitolojisine göre kutsal bir ağaç olan zeytin, ilk kez İda yani bugünkü Kazdagları'nda ortaya çıkıyor. Ve o gün bu gündür insanların en Önemli meyvesi olmaya devam ediyor. Kısaca zeytinin tarihçesinden bahsettikten sonra zeytinin yeşil bir teknikle ne gibi bir ilgisi var diye düşünebilirsiniz. Bugünkü konumuz zeytinin faydaları değil ama zeytin bitkisinin doğada ortaya çıkarken kullandığı bir yeşil teknik.
    Zeytin ağacı, anavatanı Akdeniz havzası olan bir bitki olup dünya genelinde bir iki istisnanın dışında sadece Akdeniz'e kıyısı olan ülkelerde yetişiyor. Ülkemizde de Ege ve Akdeniz bölgelerinde yetişen bu ağaç, bunun dışında yerel olarak Akdeniz iklimine benzer bir iklimin görüldüğü Artvin ilinde yetişiyor. Hepimiz çok kez zeytin yemişizdir ve bir çoğumuz zeytin çekirdeklerini yere atmışızdır. Ama yere atılan zeytin çekirdeklerinin hiçbirinin çimlenmediğini belki fark edenler olmuştur. Peki zeytin tohumları bu şekilde çimlenmiyorsa, çevremizdeki zeytin ağaçlan nasıl ortaya çıkıyor?
    Zeytin ağaçları, sıcak - kurak bir iklimi tercih eden bir bitki. Bu tip ortamlarda bitkilerin karşılaştığı en büyük problem su. Bu nedenle zeytin ağaçlarının yetiştiği çevrede su pek fazla bulunmadığı için zeytin odunu içerisinde çok az miktarda su bulunur. Bu da zeytin odunun çok sert olmasıma yol açar. Örneğin, sulak bölgelerde yetişen kavak ağaçlarının odununun yumuşak olmasının sebebi de yetiştikleri çevrede çok su bulunması ve buna bağlı olarak odunlarının içerisinde de çok su bulunmasıdır.
     
    Zeytin odununun çok sert bir yapıda olmasından ötürü zeytin içerisinde yer alan çekirdekleri de odunsu bir yapıda olur. Bu yüzden de zeytin çekirdekleri ya da tohumlarının içerisinde bulunan fideciklerin gücü, bu sert ve odunsu kabuğu kırmaya yetmez. Bundan dolayı bizler yediğimiz zeytinlerin çekirdeklerini toprağa attığımızda, o tohumlardan zeytin ağacı çıkamaz. 
     
     
     
    Peki doğal olarak bu iş nasıl gerçekleşiyor? Doğada zeytin meyvelerini en çok sevenler sadece insanlar değiller. İnsanların bu konudaki rakipleri karatavuk (Turdus merula) adı verilen küçük siyah renkli kuşlar. 24-25 cm boyunda ve simsiyah tüylerle kaplı olan ve gagaları sarı- kavuniçi renkli olan bu sevimli kuşlar zeytin meyvelerini çok severler. Bu meyveleri bir çırpıda yutan bu kuşlar kursaklarında zeytinin etli kısımlarını sindirirler. Ancak, onlar da bizim gibi odunsu yapıda olan zeytin çekirdeklerini sindiremezler ve dışkilama yoluyla sindiremedikleri çekirdekleri dışarıya atarlar. İşte sadece bu karatavukların kursağından geçmiş olan zeytin çekirdekleri toprağa düştüğünde çimlenebilir. Çünkü karatavuk kursağındaki küçük taşlarla ve sahip olduğu kuvvetli asitlerle zeytin çekirdeklerinin odunsu kabuğu, sindirim sırasında incelir ve yumuşar. Bu yüzden de karatavuklar tarafından kabukları inceltilmiş ve yumuşatılmış çekirdekler toprağa düştüğünde çimlenebilir. Zeytinlerin gerçek dostu olan karatavuklar sahip oldukları bu özellikle bizler için çok önemli. Eğer karatavukları avlayarak neslini tüketirsek gelecek yıllarda yeni zeytin ağaçları gelişmeyecek ve karatavuklardan bir süre sonra zeytin ağaçlarının da nesli tehlike altına girecek. Karatavukla zeytin ağacı arasındaki bu birliktelik bir çok canlı türü için de geçerli. Örneğin, karatavuğun yakın akrabası olan ardıç kuşları (Turdus pilaris) da ardıç ağaçlarının çoğalmasını sağlar. Zeytin çekirdeği gibi odunsu olan ardıç kozalakları da sadece ardıç kuşlarının kursağından geçtikten sonra çimlenebiliyor.
    Yazar: Cenk Durmuşkahya cdkahya@hotmail.com
     

    Planetarium, Flash Earth, Ayın Karanlık Yüzü

    Çok güzel demeliyim. Aşağısı kurtarmaz. Bu sitede ücretsiz verilen kaynaklar öğrenmeye meraklı herkesin işine yarayacak gibi.
     
    Planetarium :
    Gezegenleri ve özellikle yıldızları yani gökyüzünü elinizde bir teleskopla dışardaymışsınızcasına gözlemenizi sağlayan dev küre şeklinde binalardır. İçine girildiğinde gökyüzüne yıldızları yansıtırlar. Siz, ekvatorda, kutup bölgesinde olsanız veya güneş olmasa o anda gökyüzünde göreceğiniz yıldız haritasını incelersiniz. Gerçekten olağanüstüdür. Ülkemizde özellikle Deniz Kuvvetleri'mizde ve bazı özel kuruluşlarda bulunur. Yurtdışındaysa ne kadar çok olduğunu anlatmak bile istemiyorum. İçine girme ve gözlem yapabilme şansına eriştiğim için Planetarium'ların olağanüstü olduğu rahatlıkla söyleyebilirim. Hele hele elvatorda ve kutupta görünen gökyüzü ile yıldızların tam ufukta ve kafanızın üstünde doğup batmaları inanılır gibi değil. Görmesem aklıma bile gelmezdi.
    Aşağıdaki link bilgisayar ekranında bu cihazın bir kısmını simule etmenizi sağlıyor. Daha önce Celestia programından bahsetmiştim. Daha fazla ilgilenenler bu konuyu okuyabilirler. http://spaces.msn.com/members/ssonmez/Blog/cns!1p3h2a2JAvO1aW7uNY8ODymQ!595.entry
     
     
    Flash Earth:
    Bu site Google Earth ve MSN Virtual Earth verileriyle bütünleşik ve hızlı bir görüntüleme yapıyor. Kullanımı oldukça iyi.
     
    Moon Spin:
    Ayın karanlık tarafı dünyadan görünmez. Her çocuk okulda bir süre sonra sorar. "Neden Ay'da kendi çevresinde dönmüyor? " Öğretmen "Dönüyor" der. "Öyleyse neden hep aynı yüzünü görüyoruz?" "Çünkü.." diyerek dönüş hızıyla dünyanın çevresinde dönüşünün aynılığını anlatır öğretmen. Yıllardır bana çok garip gelir. Aşırı hassas bir tesadüf gibi. :) Ama görmek için çok hoş.
     
     
     

    Periyodik Tablo ve Bileşikler Tablosu

    Periyodik Tabloyu duymuşsunuzdur. Evrende tanımlamayı başardığımız her elementin yer aldığı tablodur. Atom ağırlıkları vs. vardır.
     
    Ama hiç bileşikleri düşündünüz mü? Mesela su, Oksijen ve Hidrojen adlı elementlerden oluşuyor. Hidrojen ve Oksijen başka hangi bileşikleri yapar? Ya da bildiğimiz kaç tane bileşik var? Sıkı durun en az 23 milyon adet diyor bilimadamları. Müthiş bir sayı.
     
    İşte gerekli güzel linkler:
     
    2) Bileşikler tablosu inorganik olanlar
     
    3) Her bir elementin yaptığı bileşikler
     
    Örneğin hidrojenin yaptığı bileşikler:
     
    4) Tüm bileşikler ve kaynaklar
     
    5) Türkçe bileşikler ve temel kavramlar

    SU İÇMEK

    Aşağıdaki yazı beni çok düşündürdü. Beden hücrelerinin bu şekilde tepki verdiğini kendimde gözledim. Ama her vücut farklıdır. Her zaman olduğu gibi doktorunuza danışmanızı istiyorum. bu yazı bilgi niteliğindedir. Reçete değildir.

    Dikkat : Bir anda çok miktarda su içmek zararlıdır. Hele hele sabah kalkıp bu şekilde birden bire çok su içmek beden manyetik alanını bozduğu gibi hücre sistemlerini ve mineral birikimlerini etkiler. Aşağıdaki yazı böbreklerinde büyük bir taş olanlar için de sakıncalıdır. Çok su içmek bu taş kütlesini hareket ettirip idrar yoluna yönlendirir ve zarar verici olabilir. Su sadece yudum yudum ve düzenli içilmelidir.

     

    Kaynak : NUTRA SLIM Zayıflama Merkezi

    GÜNDE 8 BARDAK SU İLE FAZLA KİLOLARINIZDAN KURTULMA YÖNTEMİ:

     

    Fazla kilo almayı önleyecek/ su gibi ucuz bir yöntem.

    İnanılmaz gibi geliyorsa da su, kilo kaybetmek ve bir daha almamak için ideal bir alternatiftir. Çoğumuz suyun değerini önemsemememize rağmen sürekli kilo kaybı için en pratik formül sudur.

    Su iştahı doğal olarak bastırır ve bedenin depolanmış yağları metabolize etmesine yardımcı olur. İncelemeler göstermiştir ki, alınan su miktarı azaltılınca vücutta depolanan yağ miktarı artmaya başlamaktadır.

    Sebebine gelince; böbrekler yeterli su olmayınca iyi çalışamaz, böyle olunca da yükün bir kısmı karaciğere kalır. Karaciğerin başlıca vazifelerinden biri depolanmış yağları bedenin kullanabileceği enerjiye çevirmektir. Eğer karaciğer böbreklerin işini de yapmaya mecbur kalırsa, tam kapasite ile çalışamaz ve giderek daha az yağ metabolize eder. Yağlar bedende depolanıp kalır ve kilo kaybı durur.  

    Bedende su toplanmasını önlemek için eri iyi tedbir bol su içmektir. Beden az su alınca bu tehlike işareti sayar ve her damlasını saklamaya çalışır. Su hücre dışı dokularda birikir. Bu da el, ayak ye bacakların şişmesine yol açar. Di-üritetikler ancak geçici bir çaredir. Depolanmış suyu atarken bazı temel besi maddelerini de yok eder.

     

    Beden için yine tehlike çanları çalmaya başlar ve giden suyun yerine ilk fırsatta su depolar. Bedenin su depolamasını önlemek için gerekeni yapmak yani bol su içmek gereklidir. Bedenden su atamamak sizin için sürekli bir sorunsa, sebebi fazla tuz olabilir. Ne kadar fazla tuz yerseniz, bedeniniz bunu sulandırmak için o derece fazla suya ihtiyaç duyacaktır. Aslında "fazla tuzdan kurtulmanın da çaresi var. Daha fazla su için. Su böbreklerden geçerken, ihtiyaç fazlası olan sodyumu da götürür.

    Şişmanların daha çok suya ihtiyaçları vardır. İri kişilerin metabolik yükleri fazladır. Yağların kullanılmasında suyun özel bir yeri olduğundan dolayı, şişmanlar suya çok daha fazla ihtiyaç duyarlar.

    Su kasların dengesini sağlar, çünkü kasların kasılma anındaki doğal fonksiyonlarını düzenlemeye yardımcı olur. Kurumayı önler. Genelde kilo kaybından kaynaklanan oluşan deri sarkmalarını önler.Küçülen hücreler su ile şişer.temiz, sağlıklı, esnek hale gelir. Su bedenin atıklarından kurtulmasını sağlar.Kilo kaybederken bedenin atıkları fazlıdır. Metabolize edilen yağların atılması için yeterince su almak gereklidir.

     

    su pekliği de önler. Beden yetersiz su alınca, gereken suyu iç dokudan çeker. Bunun için kalın bağırsak başlıca kaynaktır, netice pekliktir. Ancak, bol su içilince bağırsaklar normal olarak çalışmaya başlar. Şimdiye kadar su ve kilo kaybı arasındaki ilişki konusunda hayret verici gerçeklerle tanıştık. Bedenin yetersiz su ile iyi çalışmadığını ve yağları gerektiği gibi metabolize edemediğini gördük. Aşırı su birikmesinden korunmak için özellikle daha çok su içilmesi gerektiği sonucuna vardık.

    Kilo kaybetmek için su içmek şarttır. Narmal olarak, ne kadar su yeterlidir? Genelde insan hergün 8 bardak su içmelidir. Bu aşağı yukarı 2 litredir. Ancak şişman bir kişi her 12 kilo fazlası için bir bardak daha fazla su içmelidir.

    Eğer egzersiz yapıyorsanız, yahut hava sıcak ve kuru ise, yine tüketilen su miktarı artırılmalıdır. Suyun soğuk olması tercih edilmelidir, zira bedene daha çabuk yayılır. Bazı araştırmalar da soğuk suyun kalorileri yaktığını göstermektedir.

     

    Beden yeterli suyu alınca, sıvılar tam bir denge içindedir. Örneğin: Endekrin gudde çalışması düzelir. Depolanmış su atıldığında şişmeler azalır. Karaciğer iyi çalıştığından, daha çok yağ yakılır. Tabii susama hissi geri gelir. Açlık hissi kaybolur. Yeterli su almamaya başlarsanız, beden sıvılarınızın dengesi yine bozulur ve şişmeler, izah edilemeyen kilo alma ve susama hissinin kaybı gibi normallikler görülür.

    http://www.nutraslim.com.tr/

    Zamanın Korunumu - Maddenin Korunumu / E=tc2 Yeni Formül

    Daha önce Stephen HAWKING ve kitapları hakkında bir yazı yazmıştım.
     
    Genç bir okuyucum güzel bir yorum yapmış. Böylece bir cevap yazdım ve commentte kaybolmaması için bir blog haline getirdim. Teşekkürler Cem.
     
    Bu kitap gerçekten çok güzel. Okudum. Ben de bilimle çok ilgilenirim. Stephen Hawking'in bir soruya cevabı;

    -Sizce zaman makinası yapılabilecek mi?
    -Hayır. Asla yapılamayacak.
    -Neden bu kadar kesin konuştunuz?
    -Gelecekten gelen ziyaretçilerimiz olmadığına göre yapılması mümkün değil.

    Alıntı yapmadan duramadım. Bu sözüne hep hayran kalmışımdır.
    Published By Cem Temeltaş (http://spaces.msn.com/members/cemwashere/) - December 07 3:35 PM
     
     
     
    Evet ama bence hatalı bir kanıt. Kanıt için olmamayı öne süremeyiz. Bana bunu kullanması garip geldi. Matematiksel olarak bir şeyin kural olabilmesi için olası tüm durumların denenmesi gerekir. Veya kural olarak öne sürülmelidir. Çok iyi bilinen bir ispat yöntemidir.
    Eğer zamanda yolculuk varsa bu tıpkı kendi çıkışı, girişine giren şişeler gibidir. Kapalı devreler halindeki bu zamansal paradoksları ancak dışsal yeni paradokslarla çıkışa ulaşabilir. Yani o kişiyi öldürmek imkansızdır. Bunu deneyen ölür. Çünkü zaman çarkı canlıdır. Müdahele edecek olan aslında zamansal olarak çoktan ölmüştür. Maddenin korunumu yasası. Zamanın korunumu için de kullanılabilir.
     
    Zamanın Korunumu nedir? Bir parçacık türü olarak değil de maddenin bir yan etkisi olarak zamana bakarsak aslında zamanın uzayın bükülmesi ve hareketi olduğunu, yani yaşam olduğunu görürüz. Maddenin çok boyutlu doğası gibi en az 9 boyut olduğu ancak 4 boyutta algıladığımız biliniyor.
     
    Öyleyse zamanın korunumu herhangi bir akışın kaynak olarak görünmesine imkan tanımıyor. Madde nasıl bir bütünse sonsuzluk olarak veya sayılabilir olarak ele alınsa da bütündür. Zamanda dokuz boyutlu bir enerji alanı olmalıdır.
     
    Böylece zaman korunacak,  akan değil, hep olan veya bütün olan bir zaman algısından bahsedilecektir.
     
    Parçalı zaman algısı ise evrenin parçalardan oluştuğunu kabul etmemizden kaynaklanır. Böylece bir zaman birimi olarak herhangi bir gazın bir elektronunun ışıması, bulunduğu yörüngenin değişmesi gibi kimyasal/fiziksel değişimleri zaman birimi olarak ele alırız veya dünyanın gündüz ve gecesi gibi.
     
    Peki uzayın zamanı var mıdır? Boşluğun vakumun zamanı var mıdır? Sanmıyorum. İçinde madde olmayan bir düzlemde zaman olamaz. Zaman maddedir. Demek ki bir gün maddenin biçimlenmiş vakum olduğu ispatlanırsa, zamanında hareket eden uzay olduğunu anlarız.
     
    Zaman hareket eden uzaysa ve uzay aynı zamanda herşeyin temeli, zemini atomların ve gezegenlerin galaksilerin mikronun ve makronun üzerinde ve içinde bulunduğu muhitse artık zaman yoktur. Çünkü uzayın akacağı kendi dışında bir yer yoktur. Uzayın kıpırdayacağı yer yoktur. Zaman uzayın içindeki uzay parçaları için sadece bir illüzyondur.
     
    Zamanda yolculuğa gelince bence mümkün. Nedeni şu. Mümkün olduğu için geri geldiler. Ama haberimiz olmadı. Haberimiz olsaydı geri gelemezlerdi zaman kırılırdı. Bu da Stephen Hawking'in iddiası kadar bilimdışı bir iddiadır maalesef :) Sadece şahsi kanaat denir buna.
     
    Bu arada eski formülü ele alalım E=mc2  Bence yeni formül t=m yani E=tc2
     

    Piezo Elektrik / Kristallerden Enerji

    Bildiğimiz Quartz Kristal basınç altında sıkıştırılınca elektrik verir. İlginç değil mi ? Tersi olarakta bir kristalin düşük voltajda tutulması ile frekanslar oluşur. Bildiğimiz elektrikli cihazların ve iletişimin temeli buna dayanır. Ayrıca basit çakmaklar bile çakmaktaşı yerine kıvılcımı elimizde bastırdığımızda çıkan elektrik kıvılcımdan alır. Evet uçlarında kristal vardır.
     
     
     
    Bazı minerallerden kesilen ince levhacıklar düşük voltajda kendilerine özgü salınım yaparlar. "Piezo elektrik" adı verilen bu özelliğe sahip olan minerallere örnek olarak kuvars verilebilir. c eksenine belirli açılarda kesilen, piezoelektrik özellikli kuvars lamelleri; telsiz yapımında, elektromanyetik dalgaların filtre edilmesinde ve hassas saat yapımında kullanılır.
     
     
     
    Hatta bilimadamları kaldırımların içinde bu çeşit plakalar yerleştirip yrüyen insanlar bastıkça elektrik üretmeyi bile planlıyorlar.
     
     
    %50 kadın, %50 erkek oranı ile ortalama 65 kg olarak hesaplanan insan ağırlığı, 20 cm büyüklüğündeki Ecotile’lara her gün binlerce defa basınç uygulayabilir. Ecotile’daki piezo elektrik denen malzeme (pressure electricity kelimesinden türetilmiş) bu basıncı elektrik akımına çeviriyor ve karonun altındaki ufak pile gönderiyor. Piezo elektrik malzeme, quartz, rochelle tuzları, turmalin gibi doğal kristaller ile barium titanate ve lead zirconate titanates adlı iki yapay seramikten oluşuyor. Bu seramik malzeme kimyasal olarak güçlendirildiği için nemden etkilenmiyor. Karonun üzerine bir kez basmak, oldukça küçük bir miktar elektrik ortaya çıkarıyor. Ancak Taksim Meydanı’ndan hergün on binlerce ya da New York’taki Times Square’den hergün 1,5 milyon kişinin geçtiğini düşünürsek ortaya sokak lambaları için yeterli miktarda enerji çıkıyor.
     
     
    Bir çok bilgisayar yazıcısının mürekkep kartuşu piezo elektrikle çalışır.
     
    Pieozo elektrik yöntemi; Mürekkebi püskürtmek için püskürtücü ağzın tümünü ani olarak daraltır. Piezo elektrik nedeniyle bazı kristallere bir elektrik uygulandığında kristal büzülür. Bunu için her püskürtme ağzına elektriğe duyarlı bir mürekkep kullanıldığında mürekkebin püskürtülmesini kolaylıkla kontrol edilmesini sağlayan bir piezoelektrik kristal yerleştirilmiştir. Bu yöntemde saniyede binlerce mürekkep damlasının püskürtülmesine olanak sağladığı için yeteri kadar yüksek baskı hızlarına ulaşılır. Birçok mürekkep püskürtmeli yazıcı bir sayfayı yaklaşık renkli ve siyah/beyaz durumuna göre 10 ile 20 sn arasında basar.
     
     
    Ve daha neler neler. Basit bir google araması ile yapılması planlanan dünya kadar metot bulacaksınız. 
     
     
     

    Kafeinsiz kahve kalp hastalıkları riskini artırıyor.

    Kafeinsiz kahve bayağıdır aklımı kurcalıyordu. Kafeinin beyin üzerindeki etkilerini okuduktan sonra en güzeli kafeinsiz içmek diye düşünmüştüm. Gelgelelim son haberler çok fena. Kafeinsiz kahve kalp için iyi değil.
    Öyle bir çağda yaşıyoruz ki bilimi takip etmemek insanın sağlığına mal olabiir.
     
    Yeni bir araştırmaya göre kafeinsiz kahve kalp hastalıkları riskini artırıyor.

    Araştırmacılar, kafeinsiz kahvenin zararlı kolesterolü artırdığını belirlediler. Amerikan Kalp Derneği Bilimsel Oturumları 2005'te sunulan yeni araştırmaya katılanlar üç gruba ayrıldı.
     
    Birinci grup günde üç fincan kafeinli kahve içti, ikinci grup aynı miktarda kafeinsiz kahve içerken üçüncü grup hiç kahve içmedi.
    Araştırmacılar, 187 katılımcının kanındaki kafein oranını ve kalp sağlık durumu ile ilgili kilit verileri araştırmaya başlamadan önce kaydettiler.
     
    Üç ay süren araştırmanın ardından katılımcıların kan insülin ve glikoz oranlarında ya da diğer belli başlı göstergelerinde önemli bir değişiklik olmadığı belirlendi. 
    Ancak üç ay kahve içen gruptan kafeinsiz kahve içenlerin kanındaki kötü kolesterol üreten yağ asiti oranının yüzde 18 artış gösterdiği ortaya çıktı.
     
    Diğer gruplarda ise yağ asit oranında herhangi bir değişiklik gözlenmedi.

    Kafeinsiz kahve içen grupta kötü kolesterole yol açan proteinin de yüzde 8 oranında artış gösterdiği, ama diğer iki grupta herhangi bir değişime uğramadığı ortaya çıktı.
    Araştırmalara göre protein oranındaki artış kardiyovaskiluar riskin de artışına işaret ediyor.
     
    Araştırmanın başkanlığını yapan Dr Robert Superko, "çok şaşırtıcı sonuçlar elde ettik. Kafeinli ve kafeinsiz kahve arasında büyük fark var. İnsanların yıllardır düşündüğünün aksine kalp sorunu yaratan kahve kafeinli olanı değil kafeinsiz olanı" dedi.
     
     
    Decaf coffee linked to heart risk
    Cup of coffee
    Experts say pregnant women can drink a small amount of coffee
    Drinking decaffeinated coffee could increase the risk of heart disease, a study has suggested.

    It could lead to a rise in harmful cholesterol levels, the US National Institutes of Health study found.

    The finding comes as a Danish team reiterated that drinking eight or more cups of coffee a day while pregnant may double the risk of losing the baby.

    They advised pregnant women to drink no more than three cups of coffee a day, in line with existing UK advice.

    'Health hazard'

    The US study looked at 187 people, a third of whom drank three to six cups of caffeinated coffee a day, while a second group drank the same amount of decaffeinated coffee, and the rest had no coffee.

    Researchers measured the level of caffeine in people's blood, as well as a number of heart-health indicators, including blood pressure, heart rate and cholesterol levels over the course of the three month study.

    [The study] is not relevant for those who enjoy a coffee once or twice a day
    Judy O'Sullivan, of the British Heart Foundation

    At the end of the study, the group drinking decaffeinated coffee had experienced an 18% rise in their fatty acids in the blood, which can drive the production of bad 'LDL' cholesterol.

    Fatty acids did not change in the other groups.

    Having a high level of LDL cholesterol is one of the risk factors for metabolic syndrome, which can lead on to heart disease and diabetes.

    In addition, a protein linked to bad cholesterol (apolipoprotein B),went up 8% in the decaffeinated group but did not significantly change in the other two groups.

    The research was presented to a meeting of the American Heart Association.

    Dr Robert Superko of the Fuqua Heart Centre in Atlanta, Georgia, who led the research, said: "Contrary to what people have thought for many years, I believe it's not caffeinated but decaffeinated coffee that might promote heart disease risk factors."

    But he added: "If you only drink one cup each day, the results of our study probably have little relevance because at that level your daily coffee dose is relatively low."

    Judy O'Sullivan, of the British Heart Foundation said: "As the study was quite small and short-term it is too soon to draw any firm conclusions about the use of coffee to reduce risk of heart disease.

    "Additionally, it examined the effects of drinking three to six cups of black decaffeinated and caffeinated coffee daily. Therefore, it is not relevant for those who enjoy a coffee once or twice a day.

    Miscarriage risk

    The second study, from a team at Aarhus University in Denmark monitored over 88,000 pregnant women between March 1996 to November 2002.

    Pregnant women may want to review the amount of coffee they drink whilst pregnant
    Claire Friars, Tommy's

    All women were interviewed about potential risk factors which could affect their pregnancy, and coffee consumption.

    Just over 3% of women (3,018) drank eight or more cups of coffee a day.

    Sixty-seven, out of a total of 1,102 foetal deaths, were seen in this group.

    These women were more likely to smoke and drink higher levels of alcohol - both factors which are suspected to increase miscarriage risk.

    However, the researchers say they took this information into account when collating their results.

    They also suggest that, as high tea and cola consumption was not linked to an increased risk of miscarriage or stillbirth, it could be chemicals in coffee - rather than caffeine.

    The research comes to the same conclusion as an earlier smaller study by the same team.

    The UK's Food Standards Agency advises pregnant women to drink no more than 300mg of caffeine a day, equivalent to three cups of coffee or eight cups of cola.

    Claire Friars, a midwife with Tommy's, which funds research into miscarriage and stillbirth, said: "The results seem to show an increased risk of foetal death from increased coffee consumption in pregnancy, so pregnant women may want to review the amount of coffee they drink whilst pregnant."

    A spokeswoman for the British Coffee Association said both studies showed moderate coffee drinking was "perfectly safe".

    She added: "There are hundreds of studies which do not show increased health risks associated with drinking caffeinated, and particularly decaffeinated, coffee."

     
     
    Decaffeinated Coffee Is Not As Healthy As You Think
    Sometimes when scientists run a test to confirm their opinions about something, they find out they were wrong. Researchers at Fuqua Heart Center in Atlanta compared drinkers of regular coffee, decaffeinated and non-coffee drinkers and he found out there was a difference alright. Dr. Robert Superko.
    Dr. Robert Superko, Fuqua Heart Center: "Cholesterol went up between eight and 10 percent, but we were surprised that it was the decaffeinated coffee. We had suspected it was the caffeinated and we were all set to blame the caffeine, but it turns out that's not the case."
    Dr. Robert Superko tested drinkers of regular coffee, of decaffeinated and of no coffee for the effect on cholesterol levels, and found that decaf was worst.
    Superko: "The findings were a little bit surprising. And the main thing that's important for the public is a real difference between caffeinated and decaffeinated coffee. And it's not the caffeine. We measured the caffeine in the coffee and the blood and that had no relationship to the blood cholesterol."

    So if it's not the absence of caffeine in decaf, it must be the presence of something else.
    Superko: "Decaffeinated coffee caused an increase in a certain type of blood fat called a fatty acid that turns on the equipment in your body that makes cholesterol."
    It's almost as if you got fat without actually getting fat.

    Superko: "When people get overweight this fatty acid goes up and this increases their heart disease risk, and cholesterol problems. Decaffeinated coffee did a very similar thing, but of course these people didn't get fat."
    But you can't win. Regular coffee, it can make your blood pressure rise at certain times of day.

    Superko: "The caffeinated coffee significantly raised blood pressure between about 10 am and two pm. This is actually a new finding too because most people measure blood pressure at eight in the morning, but you drink your coffee, generally, all morning long."
     

     
     
     

    Su Sebillerinde Son Nokta / Havadan Su Toplamak

    Gözünüzün önüne getirin bir dağ başı ne su var ne bir dereyatağı. Kurak ve karşınızda bir metal küp önünde bir musluk ve su akıtmaya başlıyor. Su ağır ağır akıyor. Ama bitmiyor. Hiç bir yerde ne bir kablo ne bir hortum hiçbirşey yok. Nasıl oluyor bu?
     
    Ali Baba ve Kırk Haramiler veya Sindbad'dan bir sahne değil bu. Gelişmiş teknolojinin son başarısı.
    Cihaz güneş enerjisi ile elektrik elde ediyor ve bu elektrikle havayı sirküle ederken soğutuyor. Bu şekilde soğuyan hava içindeki su buharı suya dönüşüyor. Sabah çiyi ya da yağmurla aynı prensip. Dolayısıyla içindeki hazne havada nem olduğu sürece sürekli suyla doluyor.
    Aşağıda elektrikli modellerin linkleri var. Ayrıca dünya çapında nemden su eldesiyle ilgili organizasyonların web sitelerini inceleyebilirsiniz.
     
     
     
     
     

    Teleskop simülasyonu / Teleskop Simulator Scopesim

    Güzel bir teleskop simülasyonu. Bu program aşağıdaki sayfaya girince görülüp incelenebiliyor.
    Tüm özellikleriyle herhangi bir teleskopla bakıldığında Güneş Sistemi'nde görülecek gök cisimlerinin görüntüleri geliyor. Ayrıca program download edilerek demo kullanılabiliyor. Demoda teleskop seçimi yok ama gök cisimlerine yine bakılıyor. Bence web sayfasında denemeleri yapmak çok güzel. Flashı kaydedip kullanmanız mümkün değil. Sadece kendi serverinde çalışıyor :)
    Kolay gelsin.
     
    Teleskop Simulator:
     
    Bilgisayarınıza demosunu yükleme:

    Güneş, Şems, Sun, Sol, Helios, Yıldızların En Yakını

    "Güneş" demişti bir baba oğluna, "Nedenlerin nedenidir. Neyi ele alırsan al. Güneş olmasaydı olmazdı yeryüzünde."
     
    Gerçekten de yıldızların en dostudur güneş. Her an alev alev yanmaktadır güneş. Eskilerin ateş elementidir temelde. Güneşte ki bu ateşin kaynağı her an patlayan nükleer reaksiyonlardır. Öyle kıvılcımlar çıkar ki bunlardan her biri bir gezegeni rahatça yutar. Güneş dünyadan katlarca büyüktür. Kütlesi akıl almaz ölçülerdedir. Ama galaktik ölçekte bakıldığında henüz genç bir yıldızdır (4.5 milyar yıl nedir ki? Pastada birkaç mum :). Yaşlı yıldızlar kendi kütleleri üstüne çökerek karadelik halini alır veya bir deve dönüşerek yeni bir hale geçerler. Büyük ihtimalle Güneş'te büyüyüp yüzlerce kat devleşecektir. Ama daha 5-6 milyar yıl var. Panik yok.
     
    Orta büyüklüktedir. Balık eti diyelim :) Güneş 2 x 10 30 kilogram gazdan oluşur. (İyi bir bel ölçüsüdür yıldızlar için.) %75 Hidrojen ve %25 Helyum. Bu oran yavaş yavaş değişir. Küçük atomlar daha ağır elementlere dönüşür.
     
    Yazının devamını okumak için lütfen tıklayınız >
    http://www.gunesintamicinde.com/gunes-sems-sun-sol-helios-yildizlarin-en-yakini/

    Microsoft Student 2006

    Bu program bir şaheser. Sizin için formülleri hesaplıyor. Grafiklerini çözüyor. Çok bilinmeyenli denklemlerin sonuçlarını veriyor. Ayrıca bilimsel bir hesap makinesi. Temel formülleri hatırlatıyor. Bir çok güzel şey. En hoş yanı da tüm bunların son derece sade ve anlaşılır arabirim ile sunulması.
    Microsoft Student 2006