Süleyman's profileEski - site - kapatılmış...PhotosBlogListsMore Tools Help

Blog


    Çizgiroman Nasıl Okunur? Silver Surfer / Galactus / Galactus Döver mi?

    Gelin başka alemlere dalalım. Bayağıdır çizgiroman dünyalarını tanıtmıyordum size.
    Edebiyatı çok sevmem, şiir, roman ve öykü yazmam ve binlerce cilt roman, binlerce cilt hikaye, dergi vb. okumama rağmen çizgiromanın tadını asla bırakmadım.
     
    Toplumumuzda çizgiroman halen hakettiği yere gelmiş değil. Amerika'da artık bilim eğitimi için kullanılıyor. Senaryoları oluşturan temalar inanılmaz fizik teoremlerinden girip müthiş biyolojik deneylere uzanıyor. Bunları verirken çocukların, gençlerin hatta yetişkinlerin daha kolay anlayacağı ve zevkle okuyabileceği hale getirmek gerekiyor.

    Çizgiroman nasıl okunur?

    Bir kere her karaktere orjinal bir ses vermelisiniz içinizden okurken. Balon içindeki yazılar içsel düşünceler olduğundan onları derinden okumalı, haykırışlar ve efektleri sanki siz çıkarmıyormuşsunuz gibi uzaktaaan bir yerlerden duymalısınız. Kısacası aklınızda bir sinema çalıştırır, eksik kareleri tamamlar, o donuk kareleri sanki film izler gibi tamamlarsınız. Bu ne demektir? Aslında bir çizgiroman herkes için farklıdır.
     
    Aynısını roman okurken de yaşarsınız. Kafanızda canlandırırsınız kahramanları. İyi yazarların başarısı herkeste aynı görüntüyü oluşturabilmeleri ile ölçülür. Fakat romanları biri resmedince neredeyse tüm okurlar hayalkırıklığına uğrar "Ben öyle hayal etmemiştim" der. Hayatımın bu anlamdaki en büyük hayal kırıklığını yüreği mangal gibi olan bilge Gandalf'ı korkudan pısmış ve panik halde beyazperde de gördüğümde yaşadım.
     
    Çizgiromanda bu olmaz. Görsel öğeler baştan tanımlıdır. Bazı çizgiromanlar sürekli çizer değiştirir. Martin Mystre gibi. Ama işin ilginci hikayenin türüne göre farklı çizerler kullanıyorlardı yıllar önce ve inanılmaz zekice bulmuştum bunu. Mesela fotoğraf gibi çizen çizerler; dünya, CIA ve daha çok gerçek dünyaya yakın konularda. Savruk, çok tarama ucu kullanmayı seven çizerleri daha gizemli olaylarda kullanmak gibi. Yine de X-men bazen sıkacak kadar çok görüntü değiştiriyor. Yıllardır yayınlandığından olsa gerek bir X-men macerası çizmeyen kalmadı gibi. Oysa Örümcek Adam çok farklı. Büyük çizerlerin ilk göründüğü yer oldu çoğunlukla. Yeni çizerler daha dinamik ve derin konularla geldi.
     
    Galactus ve Silver Surfer
    Şimdi ısındık değil mi biraz? Güzel. Gelelim artık Galactus'a. Sayın Galactus (senli benli konuşmak biraz yürek istiyor da :) ilk kez Fantastik Dörtlü'de görüldü. Sonra zeki Richard ustamız yokedici bir silah yaptığını iddia eder. Olayların gelişimiyle dünyamızı kurtarır. Sonraları Galactus'un dönüşü Silver Surfer (Gümüş Kayakçı / Gümüş Sörfçü) ile oldu.
     
    Müthiş bir dram öyküsüdür Silver Surfer. Cennet gibi bir gezegende yüksek br uygarlıkta sevgilisi Shalla Ball ile yaşayıp gitmekte uzun ömürlerinin tadını çıkarmaktadırlar. Ancak kahramanımız o zamanki adıyla Norrin Radd hep üzgündür bir şeylerin eksikliğini hissetmektedir. Neyse ki kader başlarına Galactus'u sarar.  :)
     
     
    Galactus 8-10 metrellik insan görünümünde bir devdir. ( Ama dev olmasının nedeni hacmi değil kütlesidir. Ağırlığı 18 ton gerçi hep değişiyor. Ne demek bu? İşte gördünüz mü bilime girdik. Bir de çizgiromana kızarlar.)
    Gezegenlerin yaşamsal enerjilerini özel cihazlarla emer. Bu manyetik alandan, ısıya ve grativitiye kadar bildiğimiz bilmediğimiz tüm enerji türlerini içerir. Yani o gezegeni emer. Önce elçisi gelir. Bu gezegen uygun mu bakar. Öyleyse işaret verir. Galactus dev uzay gemisi ile gelir.
     
     
     
     
    Kendisi enerjiden oluşmuş kütlesi geegenlerin tüm enerjilerinden oluşma özel bir yapı içinde bedenlenmiş bir varlık olduğu için zeka olarak da bizden üstündür. Bir gün bu topladığı maddeyi enerjiyi ve canlı zekayı geri iade edeceğini ima eden konuşmalar yapar. Görünen o ki çok yüksek bir düzlemin üyesidir. İnsanlar ve diğer canlılar ona karıncalar gibi gelmektedir.
     
    Gümüş Kayakçı insanlığını feda edip başka bir şeye dönüşmeyi kabul eden ruhu yüksek soylu bir insandır. Sevgilisiyle vedalaşır. Sonra Galactus'a yeni hizmetkarı olmak istediğini söyler. Karşılığında gezegenini bırakmasını ister. Galactus'un o andaki öncüsü özellikle yaşamla dolu gezegenlere götürmektedir onu. Pazarlık tamamlanır. Galactus tüm atomik yapısını değiştirir. Artık bambaşka bir bedeni vardır. Cildi gümüş bir kabukla kaplı. Açlık, suısuzluk duymayan, tonlarca ağırlıktaki basınca dayanıklı uzayda nefes almadan yaşayan farklı br hayattır bu. Molekülleri değiştirebilmektedir. Ancak mazisini unutmuştur. Sonra hatırlayacağı güne dek böyle olacaktır.
     
    Yüzlerce yıl dünyalardan dünyalara götürür Galactus'u ama çok özenlidir asla zeki yaşam olan gezegenlere götürmez. Böylece işler karışır ve bir bakarız dünyamız. Galactus ısrarla emip tüketmek ister bu iştah açıcı planeti. Zaten ilk kez yenildiği için biraz kızgındır. Gümüş Kayakçı hayatı pahasına karşı koyar. Galactus duyduğu sevgi ve hizmetine karşılık onu öldürmez ancak onun varlığını oluşturan maddeye duyarlı görünmez bir kalkanla gezegeni çevreler. "Al  bakalım çok sevdiğin gezegende hapis kal!"
     
    Böylece sürgün hayatı başlar. İnanılmaz bir şeydir. Neredeyse bir roket gibi gezegenin çevresindeki görünmez enerji duvarına hızla kendini vuran bir adam. Sevgilisine ve gezegenine dönmek için görünmez duvara çarpıp denizlere ve ülkelere düşen ve çıkış için bir yol arayan adam.
     
    Dünya'da başlayan maceralarında onu, aşkının büyüklüğünü ve soylu yaşam görüşünü görürüz. İnsanlığın birbirini yiyip bitiren gündelik yaşamı meleksi kalbine hep ağır gelecektir.
    Not: Son zamanlarda yeni çıkan bir Silver Surfer türevi var. Sözde yeni maceralar ama son derece sakıncalı ve pis bir anlatımı var. Hiç hoşlanmadım. Temel olarak çocukları kaçıran ve dünyaya çarpması beklenen!!! Marduk gezegeni ile ilgili. Lütfen alıp okumayın. Sonuna dek okudum ingilizcesinden tam bir fiyasko. Bunun yerine eski sayıları bulun
     
    Sözlerimi bitirirken söylemeliyim ki gerçekten de Galactus bir çok süperkahramanı yener. Çünkü gizemli bilinmeyen Kozmik bir şeydir. Hakkından gelemediği bildiğimiz sadece üç gezegen olmuştur. Biri dünyamız diğer, ROM çizgiromanındaki Darkonların karanlık gezegeni (zaten gezegende onun gibi vampirdi birbirlerini emme yarışında az kalsın Galactus ölüyordu) diğeri ise EGO adlı tek bilinç halini almış egoist bir gezegen :)
     
    Dolayısıyla çocuklara sesleniyorum. Süperman mi Galactus mu döver sorusunun cevabı bence Galactus'tur :)
     
    Sevgilerimle
     
     
     
     


    Güzel resimler:

    s  

     


     

    www.gunesintamicinde.com 'a taşındık :)

     

    Kara Kule çizgi romanı MARVEL

    Kara Kule serisi gelmiş geçmiş en ilginç en uzun ama en hareketli ve mistik, bilimkurgu, western roman serisi. Nasıl oluyor bu? Eğer yazarı Stephen King ise ve hayatının serisi gözüyle bakıyorsa, 25 yıldır da yazıyorsa...
    Olur. :)
     
    Gerçekten etkileyici bir kitaplar serisidir bu. Şimdi ise Marvel çizgiroman King'in bu romanını çizgiromana çeviriyor. Ön izlemeleri bayağı uğraşıldığını gösteriyor. Çizer : Jae Lee.
     
     


     

    www.gunesintamicinde.com 'a taşındık :)

     
     
     

    SüperGirl / Süper Kız

    Genelde erkek ağırlıklı çizgiroman kahramanları arasına giren kadın kahramanların sayısı azdır ve çizildikleri karakterler güçle bağlantılı olarak aşırı feminen, şiddet düşkünü ve erkek karşıtıdır :)
     
    Gerek DC, gerekse Marvel kadın kahramanlarına baktığımızda Cat Woman (Kedi Kız), She-Hulk(Dişi Hulk), Vampirella, Wonder Woman, Black Widow, Storm, Red Sonja, Druuna, Bat Girl, Razor, Elektra gibi ya tutan erkek bir kahramanın kadın kopyası ya da derinliği olmayan, çoğunlukla yazarları kadın dünyasına ait olmayan kitaplardır.
     
    Mesela hiçbirinin çorabı kaçmaz, ne bileyim gidip bir ruj bakmazlar, fön çekmezler. Ama hep bakımlı, alımlı dururlar. Beğenileri ve davranışları Erkek Fatma düzeyindedir. Genelde hitap ettikleri kız kitlesi de ister istemez güçlü olmayı erkek egemen hayatlarından kurtulmayı amaçlayan veya kusursuz güzel olmak isteyen bir model çizer.
     
    Bu kadar psikolojik analiz yeter. Kimdir Supergirl belli ki Superman'in akrabasıdır. Çok yılışıklık olmasın diye her hafta görüşmesinler diye kardeşi yapılmamıştır. Üstelik kızkardeşi olsa bir de abilik görevleri yüzünden süperman dergisi bile zarar görebilecektir. En güzeli kuzendir.
    Süperkız elbette bir çift karakterdir. Normal hali ve süper hali vardır kostümü de buna bağlı olarak insan giysileridir. Hatırlayın Kill Bill 2 de Bill ne demişti. Superman'in gerçek elbisesi kostümdür ve yaptığı rol ise insan kıyafetinde olmaktır.
     
     
    Filmi de 1994'te çekilen bu çizgiroman başarılı olamamıştır. Helen Slater'ın başrolünde oynadığı filmde Selena adlı düşmana karşı mücadele etmiş ama film de belli bir süre izlenip unutulmuştur
     
    Peki madem bu denli başarısız bir çizgiroman neden tanıttım?  ;)
     
    Çizgiroman da güzel ve kötü kızlar
    Super Girl Film linki
    Çizgiromanın yaratıcıları
     

    Çizgiroman Fan

    Çizgiromanseverler için güzel bir uğrak yeri. Veritabanları, filmler, haberler, makaleler. Çok zinde bir site.
    Bakın inceleyin, üye olun ve çizgiromanı yaşatalım..
     

    Murchadna / İnanılmaz Silah

    Daha önce Martin Amca'yı anlatmıştım sizlere hatırlayalım :)
    http://spaces.msn.com/members/ssonmez/Blog/cns!1p3h2a2JAvO1aW7uNY8ODymQ!317.entry

    Evet, bu aralar ilginç birşey dikkatimi çekti. Ne yaptı ne ettiler senaristler bu olağanüstü teknolojik ışın silahını kitaptan çıkardılar. Evet inanılmaz ama yıllardır kaybetti, saklandı, kuş aldı götürdü gibi tuhaf açıklamalarla yüksek teknolojiyi gizlediler. Tahminim bu silahın gerçekten yapıldığı yönünde ve bu nedenle gizlendiği. Hahaha  aramızdaki komple teorisyenleri şu anda hızla nefes alıyor. Evet.

    Abartmayalım. Sakin olalım. Neyse, size silahı bir daha anlatmak isterim. Atlantis ve Mu zamanından kalma büyük Nuh Tufanı öncesi medeniyetlerin en üstün silahlarından biridir.

    Murchadna (Murçadna diye okuyabilir miyiz? Yoksa Murçedne mi demeli?) içi tamamen boş, sahibi dışında başkasının elinde oyuncak olan zararsız bir nesnedir. Sadece kişinin biyolojik elektro-manyetik alanı ile çalışır hale gelir.

    Aslen silahın enerjisini nereden aldığı anlaşılamasa da Bhagavad Gita araştırmacıları gibi pek çok teoride bulunabiliriz. Sanırım işin sırrı da burada.

    Silahın iki modeli var. İlk model dondurup bayıltan, geçici felç eden, uyandığında baş ağrısı vermek dışında insanlara karşı zararsız olandı ki Martin Mystere bunu kullanır.
    Diğerini ise kitapta Orloff -kötü adam diyelim- kullanır. Öldürücüdür. Otopside kalp krizi gibi görünen bir etkiyle geride iz bırakmadan çalışır. Büyük kuruluşlar bu silahın elementlerinin ancak laboratuvarda üretilmiş olabileceğini söylerler. Çünkü dünyada bulunmamaktadır.

    Murchadnaların ilk modelinin yaygınlaşması dünya sosyopolitik sisteminde ciddi değişimleri getirecektir. Öldürmeyen silahlar. Düşünüldüğünün aksine eşi görülmemiş bir baskı aracı olarak kullanılabilicektir.  

    Yukarıda anlatılanlar çizgiroman üzerinedir. Lütfen ciddiye alıp Murchadnalarla ilgili soru sormayın. Atlantiste yazılanlar bu kadar :)

    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=murchadna
    http://www.bvzm.com/english/eng_set.html
    http://www.bvzm.com/english/time_eng.html (13 sayfalık bir Martin öyküsü)
    http://www-en.sergiobonellieditore.it/martin/servizi/faq.html (Seri ile ilgili sorular)
    http://www.ubcfumetti.com/mm/pres_en.htm

    Sihirbazlar Kralı Mandrake

    Sihirbazlar Kralı Mandrake! İllüzyonist Sermet Erkin'i izlediğimde biraz hayal kırıklığı yaşamama sebep olan çizgiromandı. Ne bileyim hepimizi uyutmasını mı bekliyorduk artık bilmiyorum :)

    Mandrake güçlü senaryoları ve kadrosuyla yıllarca Türk okuyucusunu kendisine bağlamıştı. Kısaca öyküsünü izlediğimizde Sihirbazlık Akademisi denilen Himalayalar'daki gizli bir eğitim merkezinde eğitildiğini görürüz. O ve ikiz kardeşi Derek yetişkin yaşlarında dünyaya çıkmış ama dünya nimetleriyle büyülenen kardeşinin kötüye kullandığı güçleri temizlemek dostumuza düşmüştür.

    Xanadu adında (hepimizin İngilizce öncesi Türkiye'sinde iksanaduuuu diye seslendirdiğimiz zanadu diye okunması gereken kelime) bir saray evde ikamet ederdi. Evinde dev bir teleskop bile vardı. En çarpıcı yeriyse bir tepe üstündeki eve dönerek gelen otoyolda onlarca otomatik, engel tünel ve uçurum olmasıydı. Eve ilk kez gelenin nefesi kesilirdi.

    Çok güçlü bir sihirbaz olduğu için insanların illüzyonlar görmesini sağlardı.
    Ünlü bir replik: "Kaldır ellerini şapkalı soytarı. Yoksa seni vururuz." Mandrake'den bir iki el kıvrımı ve cevap. "Elinizdeki o muzlarla mı?" Haydutlar şaşkın. Silahlar muz olmuış.

    Abdullah adında Dünyanın En Güçlü Adamı lakaplı aynı zamanda Afrikalı bir Prens olan güçlü bir yardımcısı vardı.(Yurtdışı baskılarında orijinal adı Lothar maalesef) Ünlü bir alıntı da ondan yapayım. Judo ve Karate dersi almak için bir hocaya rica eder. Hoca bir duvar üzerine kiremit koyar. Bunları kır diye Abdullah kiremitlerle duvarı kırar. Hoca selam verir. Ders vermeyi bırakır. Bir tane daha. Yolda giderken biri omzuna öyle bir vurur ki o koca adam rahatsız olur. Özür dilemesini isteyince adam bir de küfür eder. Üstüne bir yumruk sallar. Ustaca kaçan Abdullah bir yumrukta adamı devirir. Sonra anlarlar ki adam Dünya Ağır Siklet Şampiyonu'dur. Nazik Abdullah küfrü kaldıramadığını söyleyecektir.

    Kristal Küre mevzuuna gireceğim tabii ki ama hatırlayalım bu dostumuz Himalayalar'da beyin gücüyle odaklanıldığında ve doğru kelime girildiğinde açılan, dev bir kayanın koruduğu, Agarta tarzı bir yerde yetişmişti. Ustası Theron onu gönderirken daha görüntülü cep telefonlarının olmadığı o çağda (!) bir kristal küre vermiştir. Pek çok gücü olan küreyi görmek o sayıda büyük işlerin olduğunu anlatırdı bize. 11 Haziran 1934'te yayına başlayan çizgiroman gazetelerde bant çizgiroman şeklinde yayınlanmış. Formatı bozmayalım kaygısıyla nişanlısı Narda ile 50 sene civarında bir süre boyunca evlenemez bu nedenle :)

    Öyküleri ufuk açıcı ve gerçekten zamanının çok ilerisindedir. Zencilerin beyazların tuvaletine bile gidemediği bir Amerika'da bir zenciyi konuya koyması bile büyük başarıdır.

    Ayrıca evrende gizli bir galaksi İmparatorluğu olduğunu anlatması, Ahtopot adlı suç örgütü gibi detaylarda saklanan kahramanları ve Japon aşçısı Hojo vs. vs. gibi konuları bilimkurgu için çok besleyici kaynaklar olmuştur.

    Bulun okuyun diyorum. Sahaflarda halen var. Ayırca çizgiroman bölümüne tıklarsanız satın alınabiliecek yerlerle ilgili önerilerimi bulacaksınız. :)

    http://www.matbuat.com/konular/cizgiroman/cizgiromanmandrake.htm
    http://www.gazozagaci.com/120802/kose6.html#MANDRAKE
    http://www.kingfeatures.com/pressrm/rel_102_6_11_2002.htm
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=mandrake
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=xanadu
    http://sneakpeek50.tripod.com/sneakpeek5/id49.html

    Ushio ve Tora

    Böyle sıradışı çizgifilm çok zor çıkıyor. Eski Japon efsanelerine dayalı öykü bir yandan korku filmlerini aratmayan temaları içerirken, bir yandan da Japon geleneksel hikaye anlatıcılığı ve efsanelerinden besleniyor. Allahtan çok güçlü bir mizah çizgifilmi rahatlatıyor. Çoğu yer çok komik. Manga denen Japon çizgi tarzı için tam bir örnek yani...

    Özet olarak, öykü yüzlerce yıl önce efsanevi bir savaşçı tarafından bir kayaya sihirli bir mızrakla  çivilenen şeytani güç Tora'yı, günümüz  japon çocuklarından birinin bulması üzerine kurulu. Mızrağın insanı değiştirme gücü çocuğu efsanevi savaşçıya dönüştürürken, korku, saygı ve mizaha dayalı bir ikili oluşuyor. Mesela Tora, Ushio'yu her fırsatta yemeğe çalışıyor :)
    Ushio ve Tora sonraları pek çok türde yaratıkla beraber dövüşüyorlar. Dizinin DVDsi Amazon'da satılıyor. 

    Bölümleri
    01. The Fatefull Meeting of Ushio & Tora
    02. Ishikui, The Stone-Eater
    03. Hyou
    04. Scorching, Spinning Wheel
    05. Tora Goes to the City (Part 1)
    06. Tora Goes to the City (Part 2)
    07. The Mysterious Sea (Part 1)
    08. The Mysterious Sea (Part 2)
    09. Insanity of the Wind (Part 1)
    10. Insanity of the Wind (Part 2)
    Bir kaç site linki... 

    http://www.imdb.com/title/tt0205492/
    http://www.gnoma.it/recensioni/U&T_07_gallery.html
    http://anduin.eldar.org/~brad/anime/spear.html
    http://thecircezone.free.fr/Thecircezone/fiche/ushio.htm
    http://home.swbell.net/gioliver/mushio.html
    http://www.animenewsnetwork.com/encyclopedia/anime.php?id=237
    http://www.animenewsnetwork.com/encyclopedia/releases.php?id=1320
    http://www.amazon.com/exec/obidos/tg/detail/-/B00008G8PM/ref=ase_animenewsnetw-20/104-0814727-9020749?v=glance&s=dvd  / Satın Almak İçin

    Altın Akbaba / Mysterious Cities of Gold

    Yıllar önce 1982'de yayınlanan TV çizgidizisi. Fransız izleyiciler için Japon-Fransız işbirliği ile gerçekleştirilmiş.

    Kahramanları (Esteban, Ziya, Tao, Mendoza ...) Güney Amerika ve Orta Amerika'nın eski kayıp Altın Şehirleri'ni arayan bir grup arkadaştı. Arkalarında altın hırsından gözleri kararmış bir grup İspanyol'la bir madalyonun kontakt anahtarı görevi yaptığı Altın Akbaba, Altın Gemi gibi güneş enerjisi ile çalışan eski bir uygarlığın araçlarıyla 39 bölüm gezdirdiler bizi. "Güneşin Oğlu Estebaaan!" diye az bağırmadık

    Esrarengiz Altın Şehirler dizisi gerçekten genel kültür bulmaca çözme ve eğlence adına bir numaraydı. Günün teknolojisi ile yeniden çizilmesini isterdim. Ama sitelerine bakmak isterseniz linkleri sizin için topladım :)

    http://homepage.ntlworld.com/david.fish2/MCOG/mcogChar.html
    http://www.whimsy.demon.co.uk/gold/index.html
    http://mcog.bkernst.net/index.html
    http://mcog.bkernst.net/gallery.html   / Foto Galerisi

    Robotech

    Aslında çizgifilm olarak yayınlandı Türkiye'de. Uzaydan düşen bir uzay gemisinin dev canlılara ait olduğunun anlaşılması ile başlar öykü. Teknoloji çözülür, tamir edilir uzay gemisi ama çalışınca otomatik sistem bir kara parçasını ve üstündeki insanları da alıp uzaya fırlar. O insanların evi artık dev uzay gemisidir. Uçaktan robota dönüşen robotlar, güzel şarkıcı kızlar, gençlik hayecan ve hareket, canlı müzikler. En güldüğüm bölüm, dev uzaylıların arasına bu robot uçaklarını insan formuna sokup bir elbise giydirmeleriydi. Arkadaşlarını kurtarıp ceplerine koymuşlardı. Cidden çok komikti. Sitesine buyrun.

    Adım adım hikaye
    http://www.robotech.com/infopedia/episodes/viewepisode.php?episode=1
    http://www.robotech.com    / Ana site

    Çizgiroman Almak Satmak

    Çizgiroman alıp satmak bulmak için sahaflar 1 numaradır ancak işte 2 numara. :)

    http://www.gittigidiyor.com/main/search.php?aramakategori=kh&search_type=detail&re_id=2739

    KIZILMASKE / Phantom / Ölümsüz Ruh

    Türkiye çizgiroman tarihinin en uzun soluklu kahramanlarındandır. Okuduğum binlerce cilt çizgi romanın içinde en karizmatik olanlarından biri olarak yer etmiştir.

    Öyküsü adalet için yemin etmiş bir soya dayanır. Efsane, Afrika'da Kurukafa Mağarası'nda yaşayan kızıl kostümü (aslında mor ama Türkiye'de kırmızı) ile doğruluk için savaşan babanın yerini oğluna, onunda oğluna bırakmasıyla 400 yıl yaşında tek bir insan sanılmasına dayalıdır. Yüzünü kimse göremez, gören ölür. Gözlerini örten bant ürkütücüdür. İki yüzüğü vardır. Vurdukları gangsteri damgalarlar. Kurukafa izi asla çıkmayan bir mürekkeple adamı topluma suçlu olarak tanıtır. Köpeği pardon! kurdu ile dünyayı gezer, 11 Eylül öncesi dünyada,  "Kurt o kardeşim, köpek değil" deyip köpeklerin giremediği her yere alır sadık dostu Şeytan'ı. Güzel bir sevgilisi vardır Diana Palmer.
    Düşmanlarını alteden ancak öldürmeyen isabetli silahları otomatiktir. Zengindir. Asildir. Yakışıklıdır. En çok merak ettiğimiz yüzüdür. Sadece ensesinden görürüz kimi zamanlar başı derde girince "Phantom abimizin yüzünü göreni yakarız uleeen" diye namus cinayetlerine hazırlıklı okuruz. Ama hep kurtulur kimse göremez yüzünü. Pigme dostu vardır.  Bir sürü yerli atasözü vardır. Sağolsun Cem Yılmaz ezberletmiştir bizlere hem karikatürlerinde hem skeçlerinde. "Kızılmaske ormanda on kaplan gücündedir." Her sayısı ayrı bir hazdır. Binaların arasında bıktığımız dünyada Eden adası Altın Kumsal ve Afrika Ormanları ile aranıp bulunacak çizgi romandır.

    http://www.gazozagaci.com/290702/kose6.html
    http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=phantom

    Martin Mystere / Atlantis

    Evet, Martin Amcayı tanımıyorsanız cidden pek çok şey kaçırıyorsunuz. Samimiyim.

    İlk kez seksenli yıllarda tanışmıştık Türkiye'de bu İtalyan yapım çizgiromanla. Garip bir öyküsü vardı. Bir zamanlar adına Atlantis ve Mu denilen iki uygarlık tarihin derinliklerinde bizden bile ileri bir teknolojiyle kıyametlerini getirmişti. Martin Mystere ve arkadaşı Orloff Hindistan'da antik bir kenti gezerken yalanlanamayacak bir kanıt bulurlar. Kent Atom bombası ile tahrip edilmiştir. İki akademisyen şok geçirirler. Tarih bilinenden farklıdır. Anlarlar ki tarihi yeniden yazan binlerce senelik çalışmaları olan köklü bir örgüt Kara Adamlar vardır. Bu insanlar dünyanın sosyo ekonomik kültürünün değişmesini istemezler. Bunu sarsacak tüm bilgiler yokedilir, hasıraltı edilir. Uzun süreli bir ruhsal eğitim alır iki arkadaş Bilge Kuthumi'den, aslında bazen dünyada olan bazense olmayan Tibetteki bir manastırdan. Sonra üçüncü gözleri açılır ve dünyaya gönderilir. Oysa biri son derece zalim birine dönüşecek diğeri ise iyiliğin simgesi olacaktır.

    Eski bilgelerden Naacallar'dan kalma ışın silahları verir ustaları. Ne komik ki silahlar tamamen boştur. İçlerinde elektronik tek cihaz yoktur. Bilimadamları hangi metal olduğunu bilemeyeceklerdir. Ama silah sadece kendileri tarafından kullanılabilmekte, başkaları için bir oyuncak olmaktadır. Silahı çalıştıran biyoenerji alanlarıdır. İnsanları bayıltır. Nesneleri yakabilir.
    Hikayenin diğer kahramanları Java tarih öncesi bir Neandarthanel Adamı, çekici Diana uzatmalı nişanlı ve sosyal hizmet görevlisidir. Hikaye bazen dünyanın bir yerinde başlar diğer yerlerine uzanır. Ama evi Newyork Manhattan'dadır. Lüks Ferrarisi ve kitap dolu eviyle tam bir kültür + macera adamıdır Martin. Elbette biraz gevezedir. Ehm. Alınmaz umarım :)

    Martin Mystere zamanla tüm gizemli işlere girer. Ülkemize bile Nuh'un gemisini aramaya gelir. Yüzlerce sayılık macerasının herbiri tadına doyulmaz konu ve çizimlerle süslüdür. En az yarısı film yapılsa esaslı Hollywood filmleri olabilir. Konular her zaman titizlikle araştırılmış, sık dokunmuş, tarih, dünya, sosyal olaylar teknoloji ve enteresan bir sunuyla, actionla(!) harmanlanmış sunulur.

    Bir başlayan bırakamaz seriyi. Şimdilerde sahaflarda en çok aranan kitaplardan birisidir. Halen yayınlanmaktadır.

    http://www.bvzm.com/english/eng_set.html
    http://www.ubcfumetti.com/mm/desc_tu.htm

    ROM Uzay Şövalyesi / ROM Spaceknight

    Yıllar önce Alfa Yayınevi yayınlamıştı. 20 sayı gitti ve bitti. (Orijinali 75 sayı + 4 adet Annual/Yıllık Sayı) Başlayıp bittiğini gördüğüm neredeyse tek çizgiroman. Ünlü Marvel Comics firmasının yine ünlü kurucusu Stan Lee tarafından tasarlanan bu süperkahraman güneş sistemlerine saldıran Darkon ordusunun karanlığıyla savaşmak için insanlığını feda eden gençlerin ilkidir. Her biri kendisine en uyacak karakterde ve yapıda canlı metalle birleştirilir. Hisseden yaşayan bu biyonik askerler robot görünümleri içinde dile kolay 200 yıl düşmanları ile savaşır. ROM'un yolu dünyaya düşer. Bir göktaşı gibi çarpar gezegene.

    Gerçekten daha kötülük dolu tasarlanmış bir düşman görmedim. Bu çizgiroman aşırı etkileyiciydi. Okuyanlar asla unutmadı. ROM ise barışçıl, asil ve kontrollü ruhuyla savaşın öldürmeden sürebileceğini gösterdi. Analyzerı ile düşmanın gerçek yüzünü tanımlar Notralyzer ile sürgün boyut Limbo'ya gönderirdi.

    Nereden bulacaksınız bu kitabı. Alfa yayınevi kapandı. Telif hakları kimde belirsiz. Marvel bile unuttu. Başladı ve bitti bu eşsiz seri. Özel çizgiroman koleksiyonlarında, sahaflarda ve Internetin P2P paylaşımlarında dijital olarak bulunuyor. Tüm sayılar bir CDye sığıyor elbette İngilizce olarak. Türkçe'de siyah beyaz yayınlayan çizgiromanın dijital orjinalleri tamamen renkli.

    http://home.hiwaay.net/~lkseitz/comics/Rom/